500 milyar dolarlık ihracat hedefi için lojistikler vize istiyor!

2023 yılındaki 500 milyar dolarlık ihracat hedefini masaya yatıran lojistik sektörü temsilcileri, hedefin gerçekçi ama lojistik alanındaki altyapıyla ulaşılabilirliğinin iyi yönetim, doğru planlama ve güçlü yatırımlarla mümkün olduğunu söylediler.





 

ihracatcilar.jpg

Lojistik sektörün önde gelen temsilcileri ve hizmet alan firmalar CTN Centre tarafından düzenlenen Lojistik Optimizasyon Konferansı’nda buluştu. Lojistik sektöründe yaşanan son gelişmeler, depo yönetimi, yük akışı yönetimi, lojistik köy projeleri, demiryolu taşımacılığı gibi konuların ele alındığı konferansta ayrıca, 2023 yılındaki 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin önündeki lojistik avantajlar ve dezavantajlar masaya yatırıldı.

 

Cem Kumruk: Karayolundaki felaketi demiryoluyla aşacağız

2023 hedeflerinin tartışıldığı toplantıda konuşan Horoz Lojistik Genel Müdürü Cem Kumruk, global ekonomilerin en zor döneminde olduğu bir süreçte önemli bir ivme yakalayan Türkiye için 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin realist bir hedef olduğunu söyledi. Dünyada depo işletmeleri alanında çok parlak bir gelecek görünmese de Türkiye’nin önünde iyi fırsatların bulunduğunu vurgulayan Kumruk şunları aktardı: “Türkiye depo ihtiyaçları açısından dünya standartlarının gerisinde. Nüfus başına depo ihtiyacının 2.5 metrekare olduğunu düşünürsek, bu rakam zaten ortaya çıkıyor. Bu konuda dünyayla tersine bir ilişkimiz var. Hareket halinde stoğun durumuna baktığımızda denizyoluyla hareketlenen stoklarda maliyet odaklı sistem yavaş yavaş müşteri odaklı sisteme dönüşüyor. Küçülen ekonomilerin daha butik işler yapmasıyla denizyolu uzak hatlarda avantajını korurken, daha kısa hatlarda yine ikinci planda olacak gibi geliyor. Türkiye’nin felaketi karayolunda. Hem batıda hem doğuda TIR’larımızı sahalarına sokmak istemeyen birçok devletle boğuşuyoruz. Demiryolumuz olmadığı için de başka bir yola yönelemiyoruz. Bu alana son 9 yılda önemli yatırımlar yapıldı. Demiryolu sektöründe serbestleşmenin önünü açacak taslağı inceledik son derece yapıcı görünüyor. Haziran ayında TBMM’ye gönderilmesi beklenen yasa kabul edilir ve buna uygun mevzuatlar hazırlanırsa, demiryolu sistemini kullanarak Türkiye’nin 500 milyar dolarlık hedefe ulaşabileceğini düşünüyorum.”

 

Vittorio Zagaia: Bölgemizde markalaşmalıyız

Galata Lojistik CEO’su Vittorio Zagaia ise, 500 milyar dolaklık hedef kapsamında yatırım yapılacak alanların, hedef pazarların netleştirilmesiyle lojistik sektörünün bu yükün altından kalkacağını söyledi. Tarihi çok kısa olmasına rağmen Türkiye’de uluslararası taşımacılık sektörünün geldiği noktanın çok büyük olduğunu dile getiren Zagaia, “Türk lojistik sektörü artık gelişmekte olan ülkelere know-how sağlamalı. Türkiye coğrafik konumu ile Afrika, Kafkaslar ve Ortadoğu gibi ülkelerin tam ortasında. Bu ülkelere yapılan taşımalarda yeterli altyapı olmadığı için iç nakliyede zorluklar yaşanıyor. Yakın coğrafyamızda iç dağıtım ve depolama yapabilecek, lojistik altyapıyı oluşturacak firmaların kurulması ve oluşturulması için ön ayak olmalıyız. Varlığımızı bu bölgelerde ortaklıklar kurarak güçlendirmeliyiz. Bu şekilde bir nebze olsun markalaşabiliriz” dedi.

Zagaia, şimdiye kadar hızlı koşan lojistik sektöründe makul ve mantıklı yatırımlara ihtiyaç olduğunu söyledi. Bugün lojistiğin bankalar tarafından hem en cazip hem de en tehlikeli sektör olarak görüldüğünün altını çizen Zagaia, “Dolayısıyla olaya sadece 500 milyar dolar ihracat olarak bakmamak lazım. Sektör olarak önemli sorunlarımızdan bir tanesi de iç nakliye. Bugün Portekiz’e Ardahan’dan daha kolay mal gönderiyorum. Bu anlamda organize olunması gerekiyor” diye konuştu. 

 

Haydar Özkan: Türkiye kendi’ Beyaz Kitabı’nı yazmalı

IRU Bölge ve Ortadoğu Daimi Temsilcisi Haydar Özkan da, “500 milyar dolarlık hedefe ulaşabilir miyiz” sorusuna şartlı olarak “evet” denilebileceğini söyledi. Asıl cevap verilmesi gereken sorunun “500 milyar dolarlık ticari ben müşterilerime teslim edebilir miyim? Bu teslimatın şartlarını ve tedarik zincirinin performansını rakiplerim karşısında dezavantaja düşmeden başarabilir miyim?” olduğuna işaret eden Özkan, hedeflere göre taşımacılığın iyi yönetilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’de ihracatta büyütülecek alanların, ürün gruplarının tespit edilmesi, tedarik zincirinde nasıl iyileştirilmelerin yapılacağının analizinin yapılması gerektiğini belirten Özkan şunları aktardı: “Türkiye gerçekten dünyanın merkezindeyse, dünya ticaretinin de Türkiye üzerinden geçmesi gerekir. Ancak ben bu durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Şu anda Modern İpek Yolu, Rusya Urumçi bölgesiyle Avrupa arasında, Kazakistan-Rusya-Beyaz Rusya üzerinde kurulmuş durumda. Diğer taraftan İran-Hindistan ve Rusya arasında Güney Koridoru’nun hayata geçirilmesi için 2004 yılından beri çalışmalar yürütülmektedir. Türkiye’ye baktığımızda merkezden biraz uzaklaşmış görünüyor. Türkiye, kendi ihracatına dayalı olarak büyüyecekse uluslararası lojistik koridorlarının ya üzerinde ya da yakınında olmalıdır. Ve bu koridorların Türkiye’den geçmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Türkiye dünyada en büyük TIR filosuna sahip olan bir ülke. En güçlü olduğu kartı iyi kullanmalıdır. Bu nedenle Türkiye’nin Brüksel’in ‘Beyaz Kitabı’na değil Ankara’nın ‘Beyaz Kitabı’na ihtiyacı vardır. Türkiye var olan imkanlarına göre bir beyaz kitap oluşturursa, 500 milyar dolarlık hedefe de ulaşabilir.”

 

Alper Özel: Lojistikte bir strateji oluşturulmalı

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Alper Özel ise, Türkiye’nin Dünya Bankası’nın yayınladığı Lojistik Performans Endeksi’nde 39. sıradan 27. sıraya yükselmesinin önemli bir başarı olduğunu belirtti. Bu pozitif gelişmelere karşın lojistik ve ulaştırma alanında önemli eksiliklerin varlığına dikkat çeken Özel, “Türkiye için bölgesel üs olma hedefinin altının doldurulması gerekiyor. Bununla birlikte sanayi ve ticaret stratejisinin de oluşturulması gerekiyor. Lojistik altyapı oluşturulurken, bu altyapıyı yönetecek kalifiye insan kaynağını sağlamasına ihtiyaç var. Ticaretin ve taşımacılığın getirdiği yeni şartlarda sektörde uzmanlaşma gerekliliği öne çıkıyor” diye konuştu.

 

Alev Tunç: Otomotive verilen desteği denizcilikte göremedik

Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Alev Tunç da, limanlar başta olmak üzere tüm lojistik altyapısının 500 milyar dolarlık ihracat hedefine uygun hale getirilmesi gerektiğini söyledi. 500 milyar doların navluna düşen miktarının 25 milyar dolar olduğunu vurgulayan Tunç, “Burada da görev kamuya düşüyor. Maalesef otomotiv sektörüne yapılan desteğin onda birini denizcilik sektöründe göremedik. Denizyolu taşımacılığının artırılmasında en önemli konu uygun gemilerin devreye girmesi. Lojistik destek sağlayacak uygun yapıdaki gemilerin yeni rotalarda hizmet vermesi gerekiyor. 500 milyar dolarlık hedefin önündeki en büyük engel, uygun gemilerin yokluğu, limanlar ve yüklemelerde var olan eksiklikler ile gümrüklerdeki engellerdir. Bunlar aşılabilirse hedeflere ulaşabileceğini düşünüyorum” dedi.

 

BALO Türkiye’nin projesi olacak

Konferansta “Türk Demiryolu Taşımacılığı ve Gelişmeler” konulu bir konuşma yapan UTİKAD Genel Sekreteri ve FIATA Demiryolu Çalışma Grubu Üyesi Hacer Uyarlar, BALO Projesi hakkında bilgi verdi. BALO Projesi’ne katılan tek lojistik sivil toplum kuruluşu UTİKAD’ın, projeye bir “Türkiye Projesi”  olarak baktığını ve sektör adına projeden beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayan Uyarlar, bu projeyle Batı ve Orta Anadolu’daki yüklerin, intermodal taşımacılık çerçevesinde Avrupa’ya ulaştırılmasının Türkiye’nin dış ticaret kapasitesinin artırılması açısından çok önemli bir girişim olduğunu söyledi. Projenin sadece Avrupa’ya çıkışta değil, Orta Asya ülkelerine yönelik yapılacak bağlantılarla intermodal bir projeye dönüşebilecek özelliklere sahip olduğunu vurgulayan Uyarlar, Ege Bölgesi’nde başlayan projenin diğer bölgelerin lojistik yapılanmasına da ışık tutacağını kaydetti. UTİKAD’ın, BALO Projesi’nden sektör adına çok önemli beklentileri olduğunun altını çizen Uyarlar,”Uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmet üreten yaklaşık 400 firmayı çatısı altında toplayan UTİKAD, ülkemizin lojistik yapılanmasının uluslararası standartlarda gerçekleştirilebilmesi için her platformda üzerine düşen görevleri yerine getiriyor” dedi.

Türkiye’de ticaretin kolaylaştırılması ve gümrük uygulamaları konularındaki son gelişmeleri katılımcılarla paylaşan Uyarlar, kağıtsız beyanname, tek pencere sistemi, demiryollarının özelleştirilmesi ve Türkiye’nin de ortak ve işbirliği içinde olduğu uluslararası projeler ve yatırımlar hakkında da çeşitli bilgi verdi.

 

Bu hedef için yatırım şart!

Konferansın açılışında konuşan Ulaştırma, Enerji ve Lojistik Dairesi Başkanı Murad Gürmeriç, ulaştırma hizmetlerinde karayollarının payının çok yüksek olması, demiryolu ağının nitelik ve nicelik olarak yetersizliği, denizyolu ulaştırmasından yeterli düzeyde yararlanılamaması gibi sorunların varlığına rağmen, Türkiye lojistik sektörünün son yıllarda yıllık ’ların üzerinde etkileyici bir büyüme hızı yakaladığını söyledi. Kamu tarafından bu kapsamda hava, kara, deniz ve demiryollarında gerçekleştirilen yatırımlar hakkında ayrıntılı bilgi veren Gürmeriç şunları aktardı: “Ancak, 2023 yılı için konulmuş yıllık 500 milyar dolarlık ihracat yapan, yaklaşık 2 trilyon dolarlık GSYH ile dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olmayı hedefleyen Türkiye’de taşımacılık talebinin yaklaşık olarak ikiye katlanacağı, bu çerçevede bir örnek olarak limanlarımızdaki konteyner elleçlemesinin yıllık 32 milyon TEU gibi düzeylere ulaşacağı doğrultusundaki beklentiler dikkate alındığında, lojistik sektöründe daha ilerilere gitmek için ihtiyaç duyacağımız altyapının muazzam boyutu da ortada. Ülkemizin komşusu olan ülkelere oranla lojistik alanında çok daha önde olması rekabet açısından bize avantaj oluşturmakla birlikte, gelişmiş pazarlara bağlayan uluslararası lojistik zincir üzerindeki zayıf halkaların ülkemiz açımızdan olumsuz bir tablo oluşturduğu da unutulmamalıdır.  Diğer taraftan, ülkemizin karadan birim ihraç maliyeti 1.670 dolar iken, ithalatta bu maliyet 1.362 dolara düşmektedir. Dolayısıyla, ithalatı ihracatımıza göre daha düşük birim maliyetlerle yapmaktayız. Fransa, İtalya, Japonya gibi ülkelerde bunun tersine bir durum olduğu, ABD ve Çin gibi ülkelerde ise iki maliyetin başa baş gittiği görülmektedir. Dolayısıyla, rekabet edebilirliğimiz yönünden bu hususa da dikkat edilmesi gerekmektedir. Kamu olarak bizim hedefimiz; bu altyapı ihtiyacını kamu kaynaklarını azami ölçülerde kullanarak ve ayrıca kamu ve özel sektör işbirliği modellerinden yararlanarak zamanında ve yeterli düzeylerde karşılamak, bu arada ayrıca lojistik sektörünün arzu ettiğimiz düzeylerde gelişmesini sağlayacak yasal ve kurumsal düzenlemeleri gerçekleştirmektir.” 

 

 

 

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz