Shell, lojistikte “Hedef Sıfır”ın peşinde

2050 yılına kadar karbon ayak izini yaklaşık %50 oranında azaltmayı hedefleyen Shell, lojistik stratejisini de buna göre şekillendiriyor. Bu doğrultuda LNG ile çalışan ADR sertifikalı araçları farklı lojistik operasyonlarında denemeye başladıklarını belirten Shell & Turcas Petrol A.Ş. Dağıtım Operasyon Direktörü Ömer Çalıklı, ayrıca uygun olan bölgelerde karayolu taşımalarını düşük CO2 salınımı açısından daha tercih edilen bir yöntem olan demiryoluna aktarma yönünde çalışma yürüttüklerini söylüyor.

 





ShellShell, Türkiye akaryakıt ve madeni yağ pazarında nasıl bir konuma sahip?
2019 yılının ilk yarısı Shell Türkiye için tüm iş kollarımızda başarılı bir dönem oldu. İstasyonlardan direkt yapılan akaryakıt satışlarında ve filo satışlarında pazar liderliğimizi koruyoruz. Akaryakıt pazarında istasyon başına verimliliğimiz, sektör ortalamasının 2,5 kat üzerinde. Madeni yağ pazarına bakacak olursak 2017 yılında hem dünyada hem Türkiye’de 12 yıldır üst üste madeni yağ pazarının lideriyiz. Shell Türkiye olarak hedefimiz önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda faaliyette bulunmayı tercih ettiğimiz alanlarda sektördeki öncü konumumuzu sürdürmek.  
 
20 MİLYON KM YOL KATETTİ 
Yıllık sevkiyat miktarınız nedir? Bu alandaki altyapınızdan ve araç parkınızdan söz eder misiniz?
Shell & Turcas olarak Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış 1000’i aşan geniş istasyon ağımız ile her gün 500 binden fazla motorlu taşıta ve yüzlerce şantiyeye akaryakıt ve LPG ikmali yapıyor ve 1 milyondan fazla misafirimizi istasyonlarımızda ağırlıyoruz. Shell’in Akdeniz’deki en büyük madeni yağ ve gres üretim tesisi olan Derince’deki üretim tesisimiz son dönemdeki yatırımlarımızla Shell için de bir bölgesel madeni yağ üretim üssü haline gelmiş durumda. Derince Madeni Yağ ve Gres Üretim tesisimizden 61 ülkeye ihracat yapıyoruz. Shell & Turcas Petrol A.Ş. ise Türkiye genelinde kendi işlettiği 5 terminali (3 akaryakıt ve 2 LPG) ve 5 müşterek işletilen akaryakıt terminali olmak üzere toplam 10 depolama tesisi ile faaliyette bulunmakta. Türkiye’de bir ilk olan Shell&Turcas Karayolu Taşıma Sistemi ile akaryakıt ve LPG taşımaları emniyetli ve verimli şekilde gerçekleştirilmektedir. Hizmet aldığımız 100 araç ile Türkiye’deki tüm istasyonların otogaz ikmalleri gerçekleştirilmekte ve 70 akaryakıt tankeri ile de yaklaşık 300 istasyonun akaryakıt tedariği sağlanmaktadır. Shell&Turcas olarak 2018 yılında toplam 1 milyon 337 bin metreküp akaryakıt nakliyesi yapılmış ve 20 milyon km yol katedilmiştir.  
 
Lojistik şirketlerinden ne tür hizmetler alıyorsunuz?  Tedarikçi seçiminde öncelikleriniz neler? 
Karayolu Taşıma Sisteminde hizmet veren lojistik firmalarından tehlikeli madde taşıma hizmeti alıyoruz. Buradaki en önemli kriterlerimiz de lojistik şirketlerinin Shell’in bu alandaki politikalarına uyum sağlayacak yeterlilikte olmasıdır. Shell’in tüm dünyadaki iş emniyeti hedefi “Hedef Sıfır”ı gerçekleştirmek için bu hedefe ulaşma yolundaki ortaklarımızı titizlikle seçiyoruz. Bu hizmeti vermeye aday firmaların başta İş Sağlığı, Emniyet ve Çevre (İSEÇ) yönetimi olmak üzere, sürücü, araç ve seyahat yönetimi başlıklarında süreçlerini gözden geçiriyoruz. Bu başlıklarda operasyon yönetimini denetlerken, iş ortaklarımızın değişen koşullara adapte olması için sürekli iyileştirme projeleri üretmeleri konusunda onları destekliyoruz. Sadece seçim aşamasında değil operasyonun her alanında iş ortaklarımız ile omuz omuza süreci yönetiyoruz. Düzenli periyodlar ile yapılan denetimlerde tespit edilen bulgular sadece yerel ekipler ile değil global ekiplerle de takip edilmekte, iyileştirme alanları belirlenmekte ve bu aksiyon planlarına uygun olarak operasyon yönetilmektedir. Tehlikeli madde taşımacılığında Türkiye’de bu alanda uzmanlaşmış firmalar ile çalışıyoruz.
 
Lojistik gider kalemleriniz içinde nasıl bir pay alıyor? Bunu azaltmak için yaptığınız çalışmalar neler?
Türkiye Shell bünyesinde akaryakıt, LPG, kimyasal ve madeni yağ operasyonlarında lojistik önemli bir paya sahiptir. Bu alandaki gider kalemimizi düşürebilmenin temel prensibi, organizasyonun güçlü bir durumsal farkındalığının olmasıdır. Bunun da yolu, operasyonel verimlilik göstergelerinin belirlenmesi ve takibinden geçer. Bu sebeple her bir birim ürün hacminin ne kadar mesafe boyunca taşındığı, sürücü ile araç zaman kullanım süreleri, sefer ve teslimat hacimleri, yakıt tüketimi gibi göstergelerde yapılabilecek her bir iyileştirmeyi birer fırsat olarak görüyoruz. Bu bağlamda yaptığımız çalışmalarda bahsedecek olursak; ilk olarak planlama ile başlayabiliriz. İstasyonlarımızdan veya müşterilerimizden verilen siparişler için; lojistik ekibimizin deneyimi ve dijitalleşmenin getirdiği avantajla, optimum araç tahsisi ve en uygun ikmal rotaları belirlenmektedir. Filomuz ve müteahhitlerimiz ile ilgili olarak ise; sürücülerimizin ekonomik sürüş teknikleri konusundaki yetkinliği, lojistik filomuzda mümkün olduğunca daha hafif araçlar kullanmak bahsedebileceğim diğer fırsatlardır. 
 
ShellADR’Lİ TANKER ORANI %65’İ GEÇTİ 
ADR’ye uyum sürecinizden söz eder misiniz? 
Türkiye’de Shell bünyesinde başta akaryakıt olmak üzere, LPG, kimyasal ve madeni yağ ürünlerinin taşımalarında çeşitli ADR sorumluluklarımız bulunuyor. Karayolu taşımacılığında hedef sıfır’a ulaşmak için ADR standartlarını güvenli iş yapış şekli olarak görüyor ve uygulamalarımızı bu standartların üzerinde konumlandırıyoruz. Shell’in Türkiye operasyonlarındaki ADR ile ilgili çalışmaları 90’lı yıllara dayanmaktadır. 1998 yılında sektörde öncülük yaparak Karayolu Taşıma Sistemi adını verdiği şirket filosunu kurarken ADR’li araçların Türkiye’de üretilmediği bu yıllarda ADR’ye uygun araçların yurtdışından tedarik edilmesini sağlamıştır. O zamandan günümüze kadar lojistik iş ortaklarımızın da yatırımları bu yönde olmuştur. Araç bakım, kontrol ve sertifikasyon yenilemeleri ADR’ye uygun yapılmaktadır. Shell, Türkiye ADR’li araçların emniyetli ve verimli şekilde dolumlarına imkan sağlamak için aynı dönemde kendi tesislerinde alttan dolum sistemi yatırımlarına başlamıştır. 2010 yılından itibaren alttan dolum adaları bayilerin ADR standartlarında üretilmiş araçlarının da kullanımına açılmış ve araç geçişlerini hızlandırma yolunda önemli bir adım atılmıştır. Günümüzde Shell tesislerinde alttan dolum alan ADR’li tankerlerin oranı %65’i geçmiş durumdadır. Araç parkının yenilenmesi ile birlikte bu oranı daha da yükseklere çekmeyi hedefliyoruz.
 
Lojistik süreçlerinize yönelik gündeminizde neler var? 
Shell’in tüm dünyadaki iş emniyeti hedefi “sıfır kaza” olarak belirlenmiştir. Önlenemeyecek kaza yoktur inancından hareketle, insana ve çevreye zarar vermeden tüm operasyonlarımızı bu hedefimiz doğrultusunda yönetiyoruz. Shell iklim değişikliği ile mücadeleye destek veren öncü kuruluşlar arasında yer alıyor. Küresel bir enerji şirketi olarak dünyanın büyük bir hızla artan enerji ihtiyacını çevreye ve topluma sorumlu bir şekilde karşılamak üzere çalışıyoruz.  Shell olarak çevreye olan sorumluluğumuz doğrultusunda, yeni yakıtlara yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetlerine küresel çapta her yıl 1 milyar dolarlık yatırım yapıyoruz. Tüm dünyada verimliliği arttırmak için karbon ayak izini azaltmaya yönelik yeni nesil yakıtlar, motor yağları ve madeni yağları üretiyor; bu ürünleri tüketicilerimizin kullanımına sunuyoruz. İklim değişikliği ile mücadele kapsamında üzerimize düşenin farkındayız. Bu çerçevede, iklim değişikliği politikalarının daha hızlı ve daha kapsamlı biçimde oluşturulması için akaryakıt sektöründe sürdürülebilirlik yönetiminin oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Shell olarak, Paris Anlaşması çerçevesinde 2050 yılına kadar karbon ayak izimizi yaklaşık yüzde 50 oranında azaltacağımızı taahhüt ettik. Önümüzdeki dönemlerde de yeni teknolojilere yatırım yaparak gerçekleştirerek, karbon emisyonunu en aza indirgemeye yönelik projelerimize devam edeceğiz.”
Diğer yandan Shell olarak, karbon ayak izini azaltma konusunda LNG’yi yakıt olarak kullanan araçların lojistik sektöründe çok daha aktif kullanılmaya başlanacağı bir geleceğin bizi beklediğini biliyoruz. Dünyanın önde gelen ağır vasıta üreticileri LNG yakıtlı araçlarını seri üretimlerine almaya başladılar. Shell Türkiye’de bu konuda öncü olarak üreticiler ile görüşmelere başladı ve LNG yakıtı kullanan ADR sertifikalı araç getirerek farklı lojistik operasyonlarında denemelerimizi yapmaya başladık. 
Ayrıca karayolu taşımalarını daha sürdürülebilir ve güvenli hale getirme yönündeki çalışmaların yanısıra, demiryolu taşımalarına yönelme konusunda da bazı adımlarımız var. Demiryolu alternatifinin bulunduğu bölgelerde, taşımaları mümkün olduğunca karayolundan demiryoluna aktarma yönünde çalışmalarımız mevcut. Bunun başlıca sebebi, istatistiksel olarak demiryolunun karayoluna göre daha güvenli bir taşıma modu olması. İkincisi, karayoluna göre düşük CO2 salınımı açısından da tercih ettiğimiz bir yöntem. Ayrıca maliyet yönünden de karayoluna göre avantajlı. Mevcut rafineri ve terminaller deniz kenarında olduğu için, iç bölgelere akaryakıtın demiryolu ile taşınmasının teşviklerle desteklenmesinin maliyetleri azaltabileceğini düşünüyoruz. Shell yaptığımız çalışmalar ve belirlediğimiz hedefler doğrultusunda önümüzdeki dönemlerde de yeni teknolojilere yatırım yaparak gerçekleştirerek, karbon emisyonunu en aza indirgemeye yönelik projelerimize devam edeceğiz.
 
 
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz