Türkiye lojistiğe, lojistikçiler teknolojiye yatırım yapmalı
Bütün ülkelerin ekonomilerinin selameti için lojistiğe yatırım yaptığına dikkat çeken Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, Türkiye’nin de jeo-stratejik alandaki avantajını dezavantaja çevirmemek ve Lojistik Performans Endeksi’nde daha üstte yer alabilmek için lojistiğe, Türk lojistik sektörünün de teknolojiye ve nitelikli işgücüne yatırım yapması gerektiğinin altını çizdi. 




İsmail GülleTürkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, başarılı bir 2019 yılının ardından ciddi hedeflerle yola çıkılan 2020 yılında Covid-19 engeliyle karşılaşıldığını söyledi. Koronavirüsün tüm dünyaya birçok şey öğrettiğini vurgulayan Gülle, dijitalleşmenin gücü, tedarikte pazar çeşitliliğinin önemi gibi başlıkların değer kazandığını belirtti. Hem Türkiye hem de TİM’in bu sürece hızla adapte olduğunu aktaran Gülle, şoklara dayanıklı ve seri reflekslere sahip ihracatçıların, attıkları yerinde adımlarla yaşanan her krizden güçlenerek çıkmayı başardığına dikkat çekti. Gülle, “Bu güçle birlikte, ticaret diplomasisinin saha neferleri ihracatçılar olarak pandemi öncesindeki ihracat rakamlarına ulaşmayı başardık” dedi.  
 
TANITIM VE DİJİTALLEŞME HAMLESİ 
Bu süreçte, tanıtım ve dijitalleşme hamleleriyle güçlü bir adım attıklarını ve bu çalışmaların son derece önemli olduğunu görmeye başladıklarını vurgulayan Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni nesil ticaret diplomasisi faaliyetlerimizle, sektör temsilcileri, ihracatçılar ve Bakanlarımızla olan buluşmalarımızla, ‘Dış Ticaret Fazlası Veren Türkiye’ hedefine, her zamankinden daha büyük bir inançla odaklanmış durumdayız. Pandemi süreci, bizleri yeni nesil ticaret diplomasisi faaliyetlerimizden alıkoyamadı. Yeni nesil ticaret heyetlerimizi, Ticaret Bakanlığımızın koordinasyonunda, Kenya, Özbekistan, Hindistan, Nijerya Pakistan, Kolombiya-Meksika ve Almanya ile sanal ortamda gerçekleştirdik. Farklı coğrafyalardan birçok ülkeyle sanal ticaret heyetlerimize devam edeceğiz. Bunun yanı sıra, Yine, Türkiye’nin ilk sanal fuarı olan Shoedex Ayakkabı Fuarı’nı, Türkiye’nin ilk üç boyutlu sanal fuarı olan Agrivirtual Tarım ve Hayvancılık Makineleri Sanal Fuarı’nı gerçekleştirdik. Son olarak, fiziki bir şekilde gerçekleşen 89. İzmir Enternasyonel Fuarı’nın açılışını yaptık. Sanal fuarlara katılım ve bu fuarların sayısı önümüzdeki dönemde artmaya devam edecektir. TİM olarak bizler de ticaret heyetleri ve fuarların sürmesi adına her türlü desteği vermekten çok büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Ayrıca; katılım sağladığımız birçok toplantıyla da ihracatçıların sorunları ve önerilerini dinliyor ve bu sorunların çözülmesi adına değerli bakanlarımızla bir araya geliyoruz. Hükümetimiz ihracatçıların taleplerini jet hızıyla çözüme kavuşturuyorlar. Bunlar gibi birçok projenin en zorlu şartlarda gerçekleştirilmesi adına çalışmalarımıza devam ediyoruz. Daha önce Covid-19 süreci ve sonrasında ticaretin yönünü çizmek hedefiyle ülkemizin Çin, Hollanda, ABD ve AB Büyükelçileriyle online ortamda gerçekleştirdiğimiz TİM Export Talks buluşmaları ile Covid-19 sonrası bu pazarlarda ihracatçılarımız için hangi fırsatların olduğunu değerlendirdik. Kıymetli büyükelçilerimizin tespit ve önerileriyle Covid-19 sürecinde daralan uluslararası ticaretin etkilerini, ihracatta yaşanan kaybı telafi edecek başlıkları ihracatçılarımıza sunmuş olduk.”
 
‘GÜVENİLİR TEDARİKÇİ TÜRKİYE’ KONUMUNU PERÇİNLEDİK
Bu süreçte DHL Express ile çok önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerine dikkat çeken İsmail Gülle, “Ülkemiz, Covid-19 salgını döneminde 70'ı aşkın ülkeye uzattığı dost eliyle salgınla küresel mücadeleye destek verirken ihracatçılar olarak bizler de #GoodnessFromTürkiye projesini hayata geçirerek, ‘Made in Türkiye’ hijyen ürünleriyle bu ‘İnsanlık’ ve ‘İyilik’ hareketini bir adım öteye taşıdık. Hedef pazarlarımızdaki büyük alıcılara, ticari dernek temsilcilerine, basın mensuplarına özel tasarım hijyen kitleri göndererek hem zor günlerde dayanışma ruhunu canlandırmayı hem de Türk ürünleri algısını ve ‘Güvenilir Tedarikçi Türkiye’ konumumuzu perçinlemeyi amaçladık. Bu dönemde yurtdışındaki paydaşlarımıza ülkemizde üretilen hijyen ürünleri ile yanlarında olduğumuz mesajını vermek istedik. Aynı zamanda ülkemizde üretimin devam ettiğini ve her alanda tedarik ihtiyaçları için bugün de gelecekte de güvenilir bir ortak olarak burada bulunduğumuzu bir kez daha hatırlatma fırsatı yakaladık” dedi. 
 
TEDARİK ZİNCİRİNDE KÖKLÜ DEĞİŞİKLER YAŞANACAK 
Küresel ölçekte hizmet veren birçok sektörün Covid-19 pandemisinin etkisi altında bulunduğunu, lojistik sektöründe de fazlasıyla krizin etkilerinin görüldüğünü vurgulayan İsmail Gülle, bu sürecin navlun fiyatlarında da artışlara yol açtığını söyledi. “Bu günlerde tedarik zincirlerinin geleneksel talep ve tedarik planlama yaklaşımlarının, pazar ve ticari dinamiklerdeki keskin değişimler, pandemi, doğal felaketler vb. unsurlardan dolayı, güncel iş ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği aşikârdır” diyen Gülle, bundan sonraki süreçte, anlık değişimlerden etkilenmeyen, esnek iş modeline sahip ve sürdürülebilir kararları dinamik bir şekilde alabilen tedarik zincirlerine ihtiyaç duyulacağının altını çizdi. Organizasyonların mevcut stoklarını etkin kullanmaları ve tedarik zincirlerini mevcut konjonktürel durumdan kaynaklanan risklerini optimum seviyede tutarak yönetmelerinin önem arz ettiğinin altını çizen Gülle, şunları aktardı: “Bilindiği üzere, hammadde tedarikinde büyük ölçüde ithalata bağımlı olunması, satışların tahmin edilebilirliğinin olumsuz yönde etkilenmesi ve tüm tedarik zinciri planlamalarının söz konusu satış tahminleri üzerinden yapılması ile başta tedarikçiler, üreticiler, müşteriler olmak üzere değer zincirinin tüm paydaşlarının etkilenmesi ile ortaya çıkan komplikasyonlar değer zincirlerini olumsuz yönde etkileyen en önemli nedenlerdendir. Covid-19’un tüm dünya tedarik zincirlerine yaptığı en önemli uyarıysa, üretimin tek bir bölgede odaklanmış olmasının getirdiği tedarik riskleri ve giderek verimsizleşen tedarik zinciri yapısıdır. Pandemi ile birlikte tüm dünya piyasalarında tüketicilerin ihtiyaçları ani bir değişiklik göstererek, bazı ürün ve hizmetlere olan talep artarken bazılarına olan talepse ciddi olarak azalmıştır. Covid-19'un tedarik zincirlerine olan etkilerinin bazıları geçici olmakla birlikte, yaşadığımız sosyal, ekonomik ve psikolojik ortam köklü değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Bu değişikliklere hazırlıklı olup teknolojiyi, rasyonel düşünmeyi ve sorumluluk içerisinde stratejik adımlar atmayı başarabilirsek bu süreçten minimum etkilenmemiz mümkün olacaktır.” 
 
TÜRKİYE RAKİPLERİNE GÖRE AVANTAJLI 
İsmail Gülle, Türkiye’nin, uyguladığı önleyici tedbirlerle salgının neden olduğu krizi başarıyla yönettiğini ve küresel arenadaki olumlu imajını daha da güçlendirdiğini vurguladı. “Bu olumlu rüzgârı arkamıza alarak, tedarik zinciri kanallarının çeşitlendirilmesinin yoğun olarak tartışıldığı bu günlerde, küresel tedarik zincirindeki konumumuzu daha iyi yerlere taşıyabilecek adımlar atılması mümkündür” diyen Gülle, Türkiye’nin dinamizmi ve süratiyle, rakip ülkelere göre daha da avantajlı olacağına kesin gözüyle baktıklarını söyledi. 
Yeni dönemde teknolojik gelişmeler, yeşil lojistik, otonom araçlar gibi pek çok yeni kavramın insan hayatına girmeye başladığını belirten İsmail Gülle, sadece iş yapış şekillerinin değil, finanstan liman yönetimine, akıllı şehirlerden akıllı ulaşım sistemlerine lojistik süreçler içinde yer alan birçok etkeni baş döndürücü bir hızla dönüştürmeye başladığını vurguladı. 
 
GEREKEN DÜZENLEMELER YAPILMALI 
Lojistik sektörünün dünyada da Türkiye’de de devamlı büyüdüğünü ve bu ölçüde sektörün rekabet düzeyinin de yükseldiğini ifade eden İsmail Gülle, bu nedenle bütün ülkelerin, ekonomilerinin selameti için lojistik sektörüne gereken yatırımları yapması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin jeopolitik konumu itibariyle lojistik sektöründe önemli bir rol oynayan ülkelerin başında geldiğini vurgulayan Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kara, hava, demir ve denizyolu taşımacılıklarının her birinde ayrı bir ehemmiyete sahiptir. Asya, Avrupa ve Ortadoğu’nun geçiş koridorunda yer alan Türkiye, lojistik sektöründe ayrıca oldukça avantajlı bir ülke konumundadır. Gerek İpek Yolu’na ilişkin gelişmeler gerekse Asya-Pasifik ülkelerinin ekonomik ağırlığı ve bunun Batı’ya tezahürü, merkezdeki ülke olarak Türkiye’ye jeo-stratejik anlamda eskisinden daha önemli bir ülke rolü biçmektedir. Hem bu avantajı dezavantaja çevirmemek için hem de Türkiye’nin, Lojistik Performans Endeksi’nde daha üstte yer alabilmesi için sektöre gereken yatırımlar yapılmalı, gerekli eğitim imkânları oluşturulmalı ve lojistik altyapı çalışmalarına özen gösterilmelidir. Konumu itibariyle batı ile doğuyu buluşturan uluslararası planlara önemli katkılar sağlayan Türkiye, daha hızlı kalkınacaktır. Ülke ekonomisini daha üst sıralara taşıyabilmek için öncelikle lojistiğin tüm departmanlarında kurumsal ve fiziksel altyapı eksiklikleri tespit edilmeli, bunun için gereken düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin, eğitim hizmetleri, lojistik köyleri, personel destekleri, yasal düzenlemeler, sürekli maliyetler, liman yatırımları, demiryolu bağlantıları, kombine taşımacılık, boru hattı yetersizlikleri, gümrük işlemleri gibi konularda iyileştirmeler yaparak uluslararası standartların yakalanmasına gayret gösterilmelidir.” 
İsmail Gülle, diğer yandan ulaştırma ve altyapı alanında önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Son on yılda gerçekleştirilen kamu ve özel sektör altyapı yatırımlarının sunulan lojistik hizmetlerini önemli ölçüde iyileştirdiğini belirten Gülle, “Başta yeni İstanbul Havalimanı olmak üzere, çok sayıda yeni havaalanı inşa edilmiş; otoyollar ve bölünmüş yollar ile ülkenin dört bir yanına önemli ölçüde erişim sağlanmıştır. Buna ek olarak, gelişmekte olan hızlı tren ağı büyük şehirleri birbirine bağlamış ve Türk limanlarının kapasitesinin de artırılmasına yönelik çalışmalara devam edilmiştir. Özellikle demiryolu taşımacılığında yeni master planlar devrede bulunmakta olup, böylelikle çok modlu taşımacılık için altyapı, önemli ölçüde güçlendirilmeye başlanmıştır” dedi. 
 
REKABET GÜCÜNÜ TEKNOLOJİDEN ALIYOR 
İsmail Gülle, diğer yandan lojistik sektörünün insan gücü ihtiyacını karşılamak üzere; üniversitelerde çok sayıda lojistik, dış ticaret bölümleri açıldığını ve önemli bir insan gücü kapasitesi de yaratıldığını söyledi. Ciddi oranda istihdam sağlayan lojistik sektöründe nitelikli insan gücü kapasitesinin önümüzdeki dönemde daha da artırılmasının önem taşıdığını vurgulayan Gülle, “Lojistikte üniversitelerle iş birliği ile Ar-Ge merkezleri kurularak, teknoloji kullanımı ve dijitalleşme desteklenmelidir. Lojistik süreçlerinde yer alan tüm paydaşlar; nesnelerin interneti(IoT) olarak adlandırılan teknolojiler ile kendi kendine öğrenen bu sistemleri kullanarak ve buradan elde edecekleri ‘Büyük Veriler’le istatistik ve geleceğe ilişkin öngörüleri yapabilmeli, lojistiğin içerisinde yer alan tüm taraflar artık iş yapma anlayışını da gözden geçirmelidir. Unutulmamalıdır ki, rekabet gücünü artırmanın ve büyümenin yolu, teknolojik gelişmelere uyum sağlayabilmekten ve hatta o teknolojiyi üretmekten geçmektedir” dedi. 
 
TÜRKİYE LOJİSTİK ÜSSÜ OLMA YOLUNDA İLERLEME KAYDETTİ
“Dünya genelinde 7 trilyon dolar hacme sahip olan lojistik sektöründe, son yıllarda atılım yapan Türkiye, yeni projeler ve yatırımlar sayesinde uluslararası lojistik üssü olma yolunda önemli ilerlemeler kaydetmektedir” diyen İsmail Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüzde üretim maliyetlerinin birbirine yakınsadığı ve fiyat rekabetinin tek başına bir anlam ifade etmediği küresel ticaret arenasında, rekabet edebilmek açısından lojistik hizmetlerin ve stratejilerin önemi artmaktadır. Taşımacılıktan lojistik yönetimine geçen ülkeler günümüzde uluslararası pazarlardan daha fazla pay almaktadır. Geçtiğimiz 10 yılda Türkiye’nin dünyayla olan ticaretinin hem ülke ekonomisindeki önemi hem de dünya ticaret deseni ile olan uyumu artmış, ihraç ve ithal edilen ürünlerin genel dünya ticaret örüntüleri ile olan benzerliği yükselmiştir. Bu sonuçlarla, Türkiye’nin geçtiğimiz yıllarda küresel değer zincirlerine entegre olduğunu söylemek mümkündür. Her platformda yenilikleri, gelişmeleri ve geleceğin her sektörü olduğu kadar hatta belki daha da fazla olarak lojistik sektörünü de çok kuvvetli bir değişime zorlayacağını görüyoruz.” 
 
LOJİSTİK SEKTÖRÜ TEKNOLOJİK DEVRİME UYUM SAĞLAMALI 
İsmail Gülle, Türk lojistik sektörünün, ekonomisi için dünya standartlarına daha yakın, dış pazarlara daha ucuz ve daha çabuk lojistik hizmetler üretmesi gerektiğini vurguladı. Son yıllarda uluslararası yük taşımacılığı sektörünün büyük bir değişim içinde olduğu belirten Gülle, “Bu değişimin en önemli sebebi, taşıma talebinde bulunanların değişen talepleri olmuştur. Firmalar, mallarının sadece iki nokta arasında taşınmasını değil; depolanması, gümrüklenmesi, elleçleme, ambalajlanması ve ihtiyaçlara göre dağıtılmasını da talep etmektedirler ki, bu da lojistik hizmetlerin önemini gün geçtikçe artırmaktadır. Dolayısıyla da, sektörün, zamana ve teknolojik devrimlere uyum sağlaması ile nitelikli işgücünü bünyesinde barındırması çok büyük önem taşımaktadır. Lojistik sektörü, son yıllarda çok önemli gelişmeler gösteren dinamik bir sektör olarak göze çarpmaktadır. Birçok krizin üstesinden layıkıyla gelen ülkemizin, pandemi krizini de en iyi şekilde yöneterek huzurlu günlere erişeceğine inanıyoruz. Bu süreçte TİM olarak, yoğun gayretlerle ülkemiz ve ihracatımız adına çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz