Pasifik Eurasia Orta Koridor’da konsolidasyon ve büyümeyi eş zamanlı yönetecek
26/01/2026 - 08:40:00
Pasifik Eurasia Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erol Erkan, Orta Koridor’un Türkiye için yalnızca bir transit hat değil, jeoekonomik bir kaldıraç olduğunu vurguladı. Çin iş birlikleri, BTK hattı ve Arkas ortaklığı sayesinde şirketin operasyonel gücünün arttığını belirten Erkan, halka arz sürecinin Pasifik Eurasia’yı Avrasya ölçeğinde bir lojistik platforma dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Erkan, 2026’yı ise konsolidasyon ile sıçramanın eş zamanlı yönetileceği bir yıl olarak tanımlayarak, yurt içi lojistik ağın güçlendirilmesi, Orta Koridor’da kalıcı operasyonel varlık oluşturulması ve fiziki-dijital altyapı yatırımlarına öncelik verileceğini aktardı.
2025 yılını şirketiniz açısından nasıl bir performansla kapatıyorsunuz? Bu dönemde öne çıkan yatırımlarınız, projeleriniz, kapasite artışlarınız ve ulaşılan taşıma hacmi hakkında bilgi verebilir misiniz?
2025 yılı, Pasifik Eurasia açısından hem doğu coğrafyasında, özellikle Çin’de yeni iş birliklerinin ortaya çıktığı hem de yurt içinde yeni ortaklıklarla demiryolu tren işletmeciliğinde güç kazandığımız önemli bir yıl oldu. Şirket olarak belirlediğimiz hedeflere ulaşma doğrultusunda bu dönemde son derece stratejik adımlar attığımızı söyleyebiliriz. Bu kapsamda gerçekleştirilen anlaşmalar ve kaydedilen gelişmeler kamuoyuyla da paylaşılmıştır. 2025 yılına ilişkin en önemli gelişmeler olarak nitelendirdiğimiz başlıkları şu şekilde sıralamak isterim:
‘ORTA KORİDOR TÜRKİYE OLMADAN TAM KAPASİTEYE ULAŞAMAZ’
Bu yıl, farklı tarihlerde Çin’e gerçekleştirdiğimiz ziyaretler sonrasında Çin Devlet Demiryolları otoriteleri ile önemli anlaşmalara imza attık. Çin’den Avrupa’ya lojistik erişimi sağlayan Orta Koridor’un, Türkiye olmaksızın gerçek kapasitesine ulaşamayacağı gerçeğini her platformda dile getirdik. Hazar’ı geçen yük trafiğinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya erişiminin, diğer koridorlara kıyasla daha güvenli ve avantajlı olduğunu vurguladık. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in, özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü toplantıları kapsamında yaptıkları açıklamalarda altını çizdikleri Kuşak ve Yol Projesi ile Orta Koridor’un uyumlaştırılması hedefi de bu sürecin temel dayanaklarından biri oldu.
Diğer yandan Rusya–Ukrayna savaşı nedeniyle Kuzey Koridor’un işlevselliği zayıflarken, güneyde deniz yollarında yaşanan çatışmalar, Süveyş Kanalı’ndaki aksamalar ve geçiş güvenliğine ilişkin sorunlar alternatif güzergahları zorunlu kıldı. Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen taşımalar dahi ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalırken, şirketimizce 2025 yılında yapılan bu anlaşmalar, Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefine önemli katkılar sağladı.
Bu anlaşmaların ardından deneme tren seferleri başlattık. Çin–Kazakistan–Hazar Denizi–Azerbaycan–Gürcistan hattını kullanarak, ülkemiz üzerinden Avrupa’nın farklı noktalarına yükleri bir aydan kısa sürede ulaştırabildik. Önümüzdeki dönem için umut vadeden bu gelişmelerle birlikte, BTK hattı üzerinden yılda 1.000 tren hedefine orta vadede ulaşılmasının mümkün olduğunu değerlendiriyoruz.
ARKAS İLE STRATEJİK ORTAKLIK
Bununla birlikte, ulusal ve uluslararası demiryolu taşımacılığı faaliyetlerinde pazar payını ve operasyonel verimliliği artırmak, sektörün ihtiyaçlarına etkin çözümler üretmek amacıyla; çeyrek asrı aşkın süredir faaliyet gösteren, 2.000’den fazla çalışanıyla yurt içi ve uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmetleri sunan Arkas Lojistik A.Ş. ile demiryolu taşımacılığı özelinde bir iş birliğine imza attık.
Yılın son çeyreği itibarıyla Pasifik Eurasia Demiryolu Tren İşletmeciliği şirketimiz, %50 Arkas ortaklığıyla Pasifik-Arkas Demiryolu Tren İşletmeciliği adı altında faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Bu iş birliği kapsamında; Pasifik-Arkas DTİ olarak 5 adet dual (hem dizel hem elektrikli) lokomotif ile hem İstanbul–Avrupa hem de Mersin–Avrupa hatlarında düzenli taşımacılık faaliyetlerine başladık.
Bu ortaklıkla amaçlanan; Türkiye’de demiryolu lojistiğinin gelişimine katkı sağlamak, özel sektörün demiryolu taşımacılığındaki payını artırmak ve her iki tarafın güçlü yönlerini bir araya getirerek özel sektör dinamizmiyle demiryolu taşımacılığı ve lojistik hacmini büyütmektir. Söz konusu iş birliğiyle ortaya çıkacak sinerjinin; BTK ve Çin–Avrupa koridorlarında uluslararası taşımacılıktaki pazar ve operasyonel gücü artıracağına, ekipman çeşitliliğinin sağlanmasıyla birlikte farklı taşıma modlarında dünyanın farklı bölgelerine yönelik lojistik çözüm üretme kabiliyetimizi geliştireceğine inanıyoruz.
Bunlara ek olarak, 2025 yılında pek çok yeni proje hayata geçirildi; yeşil lojistik ve çevreci taşımacılık yaklaşımı doğrultusunda demiryolu taşımacılığına yeni müşteriler kazandırıldı, farklı noktalarda terminal hizmetleri sunulmaya başlandı ve şirketin ciro ile kârlılık hedeflerine yönelik faaliyetler hız kesmeden devam etti.
2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla 1,8 milyar TL ciroya ulaşılmış olup, 2024 yılının aynı dönemiyle kıyaslandığında %71’lik bir büyüme kaydedilmiştir. 2025 yıl sonu mali tablo çalışmaları ise halen devam etmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında, şirketimizin önümüzdeki dönemde çok daha yüksek taşıma hacmi ve ciro seviyelerine ulaşacağını öngörüyoruz.
HALKA ARZ HER ALANDA ÇARPAN ETKİSİ YARATACAK
Halka arz süreci demiryolu ve lojistik hizmetlerinizde nasıl bir büyüme yaratacak?
Halka arz, Pasifik Holding ve dolayısıyla Pasifik Eurasia açısından yalnızca bir finansman temini adımı olarak ele alınmamakta; aynı zamanda şirketin ölçek, yönetişim, jeostratejik ve jeoekonomik konumlanmasını eş zamanlı olarak ileri taşıyan yapısal bir dönüşüm aracı olarak kurgulanmaktadır. Bu sürecin demiryolu ve lojistik hizmetlerimizde yaratacağı büyüme, üç ana eksende değerlendirilebilir.
Birinci eksen, sermaye derinliği ve yatırım kapasitesidir. Halka arz yoluyla sağlanacak kaynak; lokomotif ve konteyner parkının genişletilmesi, özel konteyner çözümleri, terminal yatırımları ve dijital operasyon altyapısının güçlendirilmesi gibi alanlara yönlendirilecektir. Bu sayede hem kapasite artışı sağlanacak hem de hizmet sürekliliği ve operasyonel esneklik bir üst seviyeye taşınacaktır. Demiryolu taşımacılığında ölçek büyümesi doğrudan rekabet gücü üretmektedir; halka arz da bu ölçeği hızlandıran bir kaldıraç işlevi görecektir.
İkinci eksen, kurumsallaşma ve şeffaflık temelli güven üretimidir. Halka açık bir yapı; uluslararası yük sahipleri, finans kuruluşları ve stratejik ortaklar nezdinde, genelde holdingimizi özelde ise Pasifik Eurasia’yı öngörülebilir, denetlenebilir, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir iş ortağı konumuna taşıyacaktır. Bu durum, özellikle Orta Koridor hattında Çin başta olmak üzere küresel aktörlerle yapılacak uzun vadeli kontratlarda önemli bir avantaj sağlayacaktır. Güvenin kurumsal çerçevede tahkim edilmesi, büyümeyi niceliksel olduğu kadar niteliksel olarak da derinleştirecektir.
Üçüncü eksen ise jeoekonomik konumlanma ve ağ etkisidir. Halka arz sonrasında güçlenen mali ve kurumsal yapı, Pasifik Eurasia’nın yalnızca taşıma yapan bir operatör olarak algılanmasının ötesine geçerek; koridor yöneten, akış planlayan ve bölgesel bağlantısallık üreten bir aktör olarak konumlanmasını destekleyecektir. Bu çerçevede büyüme, yalnızca taşınan tonaj artışıyla sınırlı kalmayacak; değer zincirinin daha üst halkalarına doğru genişleyen bir yapıya evrilecektir.
AVRASYA ÖLÇEĞİNDE LOJİSTİK PLATFORMA DÖNÜŞÜYOR
2026 yılına yönelik stratejik öncelikleriniz neler olacak? Yurt içi ve yurt dışı büyüme hedefleriniz, planlanan yatırımlarınız ve odaklanacağınız alanları paylaşır mısınız?
2026 yılı, Pasifik Eurasia açısından konsolidasyon ile sıçramanın eş zamanlı olarak yönetileceği bir eşik yıl olarak değerlendirilmektedir. Stratejik öncelikler bu doğrultuda üç tamamlayıcı başlık altında şekillenmektedir.
Yurt içinde temel öncelik, demiryolu merkezli lojistik ağın derinleştirilmesi ve entegrasyon kabiliyetinin artırılmasıdır. Türkiye’nin ana üretim havzaları ile limanlar ve sınır kapıları arasındaki demiryolu bağlantılarında daha yüksek frekanslı, daha öngörülebilir ve zaman hassasiyeti yüksek servisler devreye alınacaktır. Organize sanayi bölgeleriyle doğrudan bağlantılı terminal çözümleri, intermodal taşımacılığı güçlendiren yatırımlar ve dijital takip sistemleri bu çerçevenin ana unsurlarını oluşturacaktır.
Yurt dışı büyüme perspektifinde Pasifik Eurasia olarak odak noktamız, Orta Koridor boyunca kalıcı ve sürdürülebilir bir operasyonel ayak izi oluşturmaktır. Kafkasya, Hazar geçişi ve Orta Asya hatlarında yerel ortaklıklar, ortak işletmeler ve uzun vadeli kapasite anlaşmaları üzerinden ilerleyen bir strateji izlenmektedir. Amaç, Pasifik Eurasia’yı yalnızca Türkiye çıkışlı bir taşıyıcı olarak konumlandırmak yerine, Avrasya ölçeğinde faaliyet gösteren bir demiryolu lojistik platformuna dönüştürmektir.
Yatırım öncelikleri ise fiziki altyapı ile dijital altyapının birlikte ele alındığı bütüncül bir yaklaşımla belirlenmiştir. Lokomotif, konteyner ve vagon yatırımları; özel yük çözümleri, terminal modernizasyonları ve veri temelli operasyon yönetimi bu dönemin ana yatırım kalemleri arasında yer alacaktır. 2026 yılı boyunca odaklanılacak temel alan, hız ile güvenilirliği aynı anda üreten bir operasyonel mimarinin kurulması olacaktır.
2026, DEMİRYOLUNDA POTANSİYELİN YAPISAL DÖNÜŞÜME EVRİLDİĞİ YIL OLACAK
Pasifik Eurasia Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erol Erkan, 2026 yılı itibarıyla Türkiye demiryolu sektörünün yüksek potansiyel ile yapısal dönüşüm ihtiyacının aynı anda yönetilmesi gereken kritik bir döneme girdiğini söyledi. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanmaya dikkat çeken Erkan, demiryolu taşımacılığının bu süreçte stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Erkan, “Küresel tedarik zincirlerinin yeniden kurgulandığı, yakın coğrafyaların önem kazandığı ve karbon odaklı regülasyonların hızlandığı bir dönemde demiryolu taşımacılığı artık yalnızca bir alternatif değil, stratejik bir taşıyıcı konumuna gelmiştir” dedi.
Türkiye’nin coğrafi konumu ve Orta Koridor üzerindeki merkezi rolünün sektöre önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Erkan, Avrupa–Asya ticaretinde süre, maliyet ve güvenilirlik kriterlerinin yeniden tanımlandığına işaret ederek şunları söyledi: “Bu yeni denklemde demiryolu, uzun mesafeli taşımacılıkta öne çıkan bir seçenek hâline geliyor. Kamu yatırımlarındaki artış, özel sektörün demiryoluna artan ilgisi ve intermodal çözümlere yönelik talep, sektörün büyüme alanını genişletiyor.”
Sektörün karşı karşıya olduğu risklere de değinen Erkan, en temel meselenin kapasite planlaması ile operasyonel koordinasyon arasındaki uyum olduğunu vurguladı. Erkan, “Altyapı yatırımları ile özel sektör operasyonları arasında yeterli senkronizasyon sağlanamadığında verimlilik kayıpları kaçınılmaz oluyor. Ayrıca uluslararası hatlarda mevzuat uyumu, sınır geçiş süreleri ve teknik standartlar gibi başlıkların da çok dikkatli yönetilmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Erkan, demiryolu sektöründe işletme kültürünün önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekerek, “Önümüzdeki dönemde daha profesyonel, daha veri temelli ve daha uluslararası bir işletme anlayışının yerleştiğini göreceğiz. Taşımacılık artık yalnızca bir lojistik faaliyet olarak değil; sanayi, ticaret ve dış politika hedefleriyle birlikte ele alınıyor. Bu çerçevede demiryolu sektörü, Türkiye’nin ekonomik ve jeoekonomik iddiasını taşıyan ana omurgalardan biri haline geliyor” ifadelerini kullandı.
