Türk Demiryolları'nın Serbestleşme Süreci Beklentiler ve Zorluklar

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın teşkilat ve görevlerini yeniden düzenleyen 26.09.2011 tarihli ve 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesi ve bu kararname kapsamında Bakanlığa bağlı  Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün kurulması ile demiryolu sektörünün yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesi çalışmalarının da önü açılmıştır.





tren1.jpg

Süleyman YAVUZ

Demiryolu Lojistik Genel Müdürü

TCDD Eski Hareket Dairesi Başkanı

TCDD bünyesinde ve Bakanlıktaki hareketlilik bu değişimin sinyallerini vermektedir. Bu sene yürürlüğe girmesi beklenen Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın getireceği yeniliklere girmeden bugüne nasıl gelindiğine göz atmak yararlı olacaktır.

Demiryollarında duraklama 60 yıl önce başladı

Avrupa Sanayi Devrimi’nin ateşlenmesinde ve ülkelerin kalkınmasında önemli görevler üstlenen, ulusal ulaştırmanın omurgasını teşkil eden demiryollarının kader çizgisi 1950’li yıllardan itibaren aşağı doğru seyretmeye başladı. Planlı kalkınma dönemi ile birlikte, Marshall yardımlarının da yönlendirmesi ile karayolu ağırlıklı bir büyüme başlatıldı. Demiryolları ihmal edildi. Öyle oldu ki, zorunlu bakım onarımlara dahi ödenek tahsis edilmedi. Yatırımlar, bakım ve onarımlar devamlı sonraki yıllara ertelendi. Böylece kısa sürede taşıma modları arasında denge bozuldu. Yenilenmeyen eski teknoloji ve kamu hizmeti ağırlıklı tekel yapısı ile hantallaşan kurum, devletin sırtında bir yük olmaya başladı. Hükümetlerin ve siyasilerin arkasını döndüğü dönemlerde demiryolları, çalışanların olağan üstü gayretleri ile ayakta tutulmaya çalışıldı. Demiryollarının seyir defteri, tüm dünyada benzer bir görünümde idi.
1970’li yılların ortalarında yaşanan dünya petrol krizi, hükümetleri enerji tüketen sektörlerin masaya yatırılarak sorgulanmasına yöneltti. Bu çalışmaların sonucunda demiryollarının faydalı yönleri yeniden keşfedildi. Ulaştırma politikalarında önemli değişiklikler oldu. Limanların demiryolu ile, demiryollarının da karayolu ile birbirine bağlanması, bu şekilde sistemlerin birbirini tamamlayıcı ve destekleyici şekilde geliştirilmesi, birbirleri arasındaki dengesizliğin ve rekabetin bir plan dahilinde giderilmesi ilke olarak benimsendi ve devlet politikası haline getirildi. Bu politika çerçevesinde demiryollarının devlet tekelinden kurtarılarak serbestleştirilmesi ve canlandırılması yönündeki projelere öncelik verildi. Avrupa Birliği üye ülkelerinde bu değişim 1991 yılında başladı.

Bu yapısal değişim kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. Altyapı ile işletme birbirinden ayrıldı. Özel sektörün de, alt yapıyı kullanarak tren işletmeciliği yapmasına imkan verildi. Böylece demiryolu işletmeciliği rekabete açıldı ve sektörü canlandı. Hızlı tren projeleri ardı ardına hayata geçirildi. Kıtalar arasında intermodal taşımacılık hızla gelişmeye başladı.

Geciken serbestleşmenin ardındaki nedenler

Dünyada bu değişimler olurken Türkiye’de de demiryollarında yapısal değişim projeleri hazırlandı ancak, arkasında onu destekleyen bir siyasi irade olmadığı için girişimler sonuçsuz kaldı. Yasal altyapısı hazır olmadan yapılan bazı göstermelik değişimler ise mevcut düzeni daha da karmaşık hale getirdi. İlk esaslı çalışma, Türkiye-AB Mali İşbirliği kapsamında yürütülen “Türk Demiryolu Sektörünün Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi” oldu. Bakanlıkça, bu proje kapsamında “Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Taslağı” hazırlandı. Bu kanun taslağı 2005 yılında hazırdı. Bu tarihten sonra her sene TBMM’ye sunulacağı bildirilmesine rağmen gerçekleşmedi ve bugüne gelindi.
Demiryollarının serbestleşmesi neden gecikti? Neden diğer sektörlerden sonraya bırakıldı? Bu husus kamuoyuna iyi anlatılamadı. Bu sektörde yatırım yapmak isteyen, tren işletmeciliğine hazırlanan özel kesimde umutlar kaygıya dönüştüğü sırada Bakanlıkta bir adım atıldı. 655 Sayılı KHK ile Bakanlığın teşkilat ve görevleri, demiryolu ulaştırmasının yapısal reformuna cevap verecek şekilde yeniden düzenlendi. Bu kapsamda değişim sürecini yürütmek üzere Bakanlığa bağlı “Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü” kuruldu. Bugünlerde yasa taslağının yılsonuna kadar yürürlüğe girmesi için yoğun bir çalışma var. Arkasında ise siyasi irade…

Yeni dönem neler getiriyor?

Yapısal reformun yasal altyapısını oluşturacak olan ve AB normlarına uygun olarak hazırlanan “Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkındaki Kanun” tasarısı;

TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün, Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) statüsü ile demiryolu altyapı işletmecisi olarak yapılandırılmasını,

İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) statüsü ile, Türkiye Demiryolu Taşımacılığı A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün  (TÜRKTREN A.Ş.) kurulmasını,

Kamu Tüzel Kişileri ile Türk Ticaret Sicili’ne kayıtlı anonim şirketlerin demiryolu altyapısı inşa etmesini, bu altyapıyı kullanmasını ve demiryolu tren işletmeciliği yapmasını kapsıyor. 

2012 yılı sonuna kadar yürürlüğe girmesi beklenen söz konusu yasanın ve yapısal reformun getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Özel sektör, TÜRK TREN A.Ş ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilirken, rekabet ise kaliteli ve ekonomik bir hizmetin yerleşmesini sağlayacak. Türk halkı da sabırsızlıkla bunu bekliyor.

Geçiş sancılı ama sonucu başarılı olacak

Demiryollarının 150 yıllık kurumsal yapısını değiştirmek doğal olarak hayli politik, zorlu, karmaşık ve kontrol edilmesi zor bir yöntemdir. Bu tip programların uygulanması büyük sabır ister ve genelde yıllar alabilir. Geçiş süreci sancılı olabilir fakat her şeye rağmen bugünkünden daha iyi olacaktır. Siyasilerin nüfuz sağlamak amacı ile liyakat sistemini alt üst ettiği, bu yüzden hep geriye götürüldüğü, zararları ile devletin sırtında yük olan bir kurum hüviyetinden kurtulmuş olacaktır. Geçiş dönemindeki zorlukların daha kolay atlatılmasında, AB ülkelerinin 20 yıllık tecrübelerinden yararlanılabilir.
2012 yılı, Türk demiryolu sektörünün yeniden doğuşu ve ulaştırma sektöründe hareketliliğin ve çeşitliliğin başladığı yıl olacaktır. Düğmeye basılmış, zor ve sabır isteyen süreç başlamıştır. Artık dönüş yoktur. Geleceğin taşıma sistemi, demiryollarının da içinde bulunduğu intermodal sistem olacaktır. Bu zorlu işte emek sarf eden herkesi kutluyor, teşekkür ediyorum.

 “2012 yılı sonuna kadar yürürlüğe girmesi beklenen söz konusu yasanın ve yapısal reformun getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Özel sektör, TÜRK TREN A.Ş. ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilirken, rekabet ise kaliteli ve ekonomik bir hizmetin yerleşmesini sağlayacak. Türk halkı da sabırsızlıkla bunu bekliyor.”




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz