UND’den Avrupa’ya net mesaj Sürücüyü durdurup ticareti yürütemezsiniz
22/10/2026 - 14:26:00
Avrupa sınırlarında 16 kilometreye ulaşan TIR kuyrukları ve 6-7 günü bulan bekleme sürelerinin yanı sıra Schengen’in 90/180 gün kuralının Türk taşımacılarını zor durumda bıraktığını belirten UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, profesyonel sürücüler için özel mevzuat ve tüm Schengen ülkelerinde geçerli bir düzenleme talep etti. Aras, “TIR sürücüsü turist değildir. Mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkânını istiyoruz” dedi.
Schengen büyüdü, sürücünün hareket alanı daraldı
Schengen Bölgesi’nin genişlemesine karşın profesyonel TIR sürücülerinin tabi olduğu 90/180 gün kuralının değişmediğini belirten Aras, Bulgaristan ve Romanya’nın da Schengen’e katılmasıyla sürücülerin hareket alanının daha da daraldığını ifade etti. Schengen içinde yükleme, boşaltma ve zorunlu dinlenme sırasında geçen günlerin de kalış süresinden düşüldüğünü vurgulayan Aras, bu durumun sürücülerin yeni sefere çıkmasını engellediğini söyledi.
Aras, “Schengen Bölgesi büyüdü. Ancak bu coğrafyanın yükünü taşıyan sürücünün hareket imkânı daraldı. 1995 yılında Schengen uygulaması yedi ülkeyle başladı. Yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik bir alanı kapsıyordu. Bugün 29 ülkeye ulaştı. Yaklaşık 4,5 milyon kilometrekarelik bir coğrafyayı kapsıyor. Alan neredeyse üç katına çıktı. Sürücünün önündeki 90/180 gün engeli yerinde kaldı” dedi.
Sürücünün kalış hakkının dolmasının yalnızca personel hareketliliğini değil, aracın ve yükün teslimat sürecini de etkilediğine işaret eden Aras, “Aracı hazır. Yükü hazır. Avrupa’daki müşterisi teslimat bekliyor. Ama sürücü sınırdan geçemiyor. Sınırdan çevirdiğiniz sürücünün, yükünü teslim etmesini bekleyemezsiniz” ifadelerini kullandı.
217,6 milyar avroluk ticaretin iki tarafı da etkileniyor
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkilerin büyüklüğüne dikkat çeken Aras, 2025 yılında karşılıklı mal ticaretinin 217,6 milyar avroya ulaştığını, Türkiye’nin ihracatının yüzde 42,7’sinin AB ülkelerine gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı yıl AB’nin Türkiye’ye 114,3 milyar avroluk mal sattığını, Türkiye’den ise 103,3 milyar avroluk mal aldığını kaydeden Aras, iki tarafın üretim ve tedarik zincirlerinin birbirine bağlı olduğunu vurguladı.
Türkiye’de Avrupa sermayesiyle üretim yapan şirketlerin de bu ticari ilişkilerin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Aras, Ticaret Bakanlığı verilerine göre AB’nin Türkiye’deki yatırımlarının 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 15,5’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Aras, sınır geçişlerinde yaşanan sorunların Avrupa’daki üreticileri de doğrudan etkilediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Dolayısıyla Türkiye’den çıkan bir TIR, bir Avrupa şirketinin Türkiye’de ürettiği malı taşıyor olabilir. Avrupa’daki aynı grubun fabrikasına parça götürüyor olabilir. Böyle bir durumda Avrupa, kendi şirketinin malını getiren TIR’ı kendi kapısından geri çevirmiş oluyor. Kendi yatırımcısının üretimi bekliyor. Kendi fabrikasının siparişi gecikiyor. Kendi şirketinin maliyeti artıyor. Bu tablonun ekonomik akılla açıklanacak bir tarafı yoktur.”
72,3 milyar dolarlık ihracat yükü karayoluyla taşındı
2025 verilerine göre Türkiye’den Avrupa’ya karayoluyla yaklaşık 1 milyon ihracat seferi gerçekleştirildiğini ve bu seferlerde yaklaşık 72,3 milyar dolarlık ihracat yükü taşındığını belirten Aras, profesyonel sürücülerin ticaretin devamlılığı açısından üstlendiği role dikkat çekti.
“Her seferin direksiyonunda bir insan vardı. O insanın emeği vardı. Mesleki bilgisi vardı. Teslimat sorumluluğu vardı. Karayoluyla yürüyen bu ticaretin belkemiği sürücülerimizdir. TIR, sürücüsü ve yüküyle ayrılmaz bir bütündür” diyen Aras, sürücülerin hareketinin kısıtlanmasının malların serbest dolaşımını da fiilen engellediğini savundu.
Aras, Avrupa’nın önde gelen ticari araç üreticilerine de seslenerek Türk taşımacılarının Avrupa sanayisine sağladığı katkıyı hatırlattı. Almanya’da Mercedes-Benz ve MAN, Hollanda’da DAF, İsveç’te Volvo ve Scania, Fransa’da Renault Trucks ve İspanya’da IVECO tarafından üretilen araçların satın alındığını belirten Aras, bu araçlarla Türkiye’deki Avrupa yatırımlarının ürünlerinin, sanayi girdilerinin ve siparişlerin taşındığını ifade etti.
“Aracınızı satın alan da, malınızı taşıyan da biziz” diyen Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ticareti mümkün kılan sürücülerimizin vize engelleriyle karşılaşması ise ciddi bir çelişki yaratıyor. Ticaretin gelişmesi beklenirken, o ticareti gerçekleştiren sürücünün hareketinin kısıtlanması ekonomik iş birliğimizin doğasıyla bağdaşmıyor.”
Avrupa’da 502 bin sürücü açığı bulunuyor
Avrupa’da yaşanan sürücü açığının da mevcut tabloyu daha çarpıcı hâle getirdiğini belirten Aras, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği’nin (IRU) 2026’da yayımladığı 2025 araştırmasına göre Avrupa’da yaklaşık 502 bin TIR sürücüsü pozisyonunun doldurulamadığını söyledi. Araştırmaya katılan Avrupalı taşımacıların yaklaşık üçte ikisinin yeterli sürücü bulamadığı için yeni sözleşmeleri reddettiğini, 2030’a kadar yaklaşık 660 bin 500 sürücünün emekli olmasının beklendiğini aktardı.
Avrupa’nın sürücü aradığı bir dönemde Türk sürücülerinin sınırdan geri çevrilmesinin çelişki yarattığını belirten Aras, “Bu uygulama, mevcut sürücü krizini ağırlaştırıyor. Taşıma kapasitesini azaltıyor. Tedarik zincirini aksatıyor. Sürücü açığını büyüten bu çelişkiyi ortadan kaldırın” çağrısında bulundu.
UND’den profesyonel sürücülere özel mevzuat talebi
Aras, pilotlar ve gemi adamları için mesleki görevleri kapsamında belirli koşullarla özel hareketlilik kolaylıkları öngörüldüğünü hatırlatarak TIR sürücülerinin de mesleklerinin gerektirdiği koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“TIR sürücüsü turist değildir. Mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkânını istiyoruz” diyen Aras, sürücülerin taşıma ve gümrük belgeleriyle doğrulanabilen mesleki faaliyetlerinin dikkate alınmasını istedi. UND’nin başlattığı çalışma kapsamında yalnızca bir günde 150 sürücünün derneğe başvurduğunu belirten Aras, Almanya, İtalya, Bulgaristan ve Hırvatistan’dan geri gönderme işlemlerine ilişkin bildirimler aldıklarını, bazı sürücüler hakkında yeniden giriş yasağı uygulandığını aktardı.
Giriş yasaklarının sürücülerin Avrupa hatlarında çalışmasını engellediğini ve ailelerinin geçimini de etkilediğini vurgulayan Aras, yaşanan sorunun sınır kapısındaki bekleyişle sınırlı kalmadığını söyledi. Sürücünün geri çevrilmesinin araçların beklemesine, teslimatların gecikmesine, ek maliyetlere ve sözleşmelerin tehlikeye girmesine neden olduğunu ifade eden Aras, gıda ve ilaç gibi hassas yüklerde gecikmelerin ürünlerin kalitesini ve kullanılabilirliğini de riske atabileceğine dikkat çekti.
Avrupa Komisyonu’nun gündemindeki düzenleme hayata geçirilmeli
Pandemi döneminde karayolu taşımacılığının gıda, sağlık malzemeleri ve temel ihtiyaçların ulaştırılmasındaki öneminin görüldüğünü hatırlatan Aras, Avrupa Komisyonu’nun tedarik zincirinin devamlılığını sağlamak amacıyla yeşil hat uygulamasını önerdiğini anımsattı. Aras, Avrupa Komisyonu’nun 29 Ocak 2026 tarihli Vize Politikası Stratejisi’nde TIR sürücülerinin 90 günün ötesinde hareketlilik ihtiyacının da gündeme alındığını belirterek bu yöndeki çalışmaların somut bir hukuki düzenlemeye dönüştürülmesini istedi.
UND’nin taleplerini sıralayan Aras, profesyonel sürücülerin mesleki faaliyetlerini 90/180 gün kısıtlamasından kurtaracak, bütün Schengen ülkelerinde geçerli ortak bir düzenleme yapılmasını istedi. Aras ayrıca uzun süreli ve çok girişli vizelere hızlı erişim sağlanmasını, kalış süresi nedeniyle Avrupa hatlarında çalışamaz hâle gelen sürücülere yönelik giriş yasaklarının kaldırılmasını ve Bulgaristan ile Yunanistan sınır kapılarının kapasitesinin artırılmasını talep etti.
Avrupa iş dünyasına da tedarik zincirlerine sahip çıkma çağrısı yapan Aras, “Bu engeller devam ederse yükler yerine zamanında ulaşmayacak. Üretim aksayacak. Maliyetler artacak. Türkiye kaybedecek. Avrupa Birliği de kaybedecek. Bu iş böyle devam edemez. Sürücünün yolunu açın. Ticaretin önünü açın” ifadelerini kullandı.
