e
Banner


Ford Otosan lojistikte kendi koridorunu kurdu
Türkiye ile Romanya arasında kurduğu entegre lojistik koridoruyla tedarik zincirini yeniden şekillendiren Ford Otosan, dijitalleşme, yapay zekâ destekli operasyon yönetimi, elektrifikasyon, intermodal taşımacılık ve sürdürülebilirlik yatırımlarını tek bir stratejide buluşturuyor. Ford Otosan Malzeme Planlama ve Lojistik Lideri Onur Sarıkaya, üretimden ihracata uzanan bu bütünleşik yapının şirketin küresel rekabet gücünü artırırken geleceğin düşük karbonlu lojistik ekosistemine de yön verdiğini söyledi.




FordFord Otosan bugün Türkiye’nin ve Avrupa’nın en önemli ticari araç üretim merkezlerinden biri konumunda. Şirketin tedarik ve lojistik zinciri yapılanmasını nasıl tanımlarsınız? Bu yapının kesintisiz ve verimli şekilde işlemesini sağlayan temel unsurlar nelerdir?
Ford Otosan olarak tedarik ve lojistik ağımızı; Türkiye, Romanya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan, uçtan uca entegre edilmiş, veri odaklı ve yüksek dayanıklılığa sahip bir ekosistem olarak tanımlıyoruz. Bugün Kocaeli, Yeniköy, Eskişehir ve Craiova'daki üretim operasyonlarımız ile Avrupa'nın en büyük ticari araç üretim üslerinden biri konumundayız. Şirketimizin yıllık kurulu üretim kapasitesi 934 bin adedin üzerine ulaşırken, üretim ve ihracat operasyonlarımız binlerce farklı malzeme akışı ve yüzlerce tedarikçiyi kapsayan geniş bir ağ üzerinden yönetilmektedir.
2025 yılı itibarıyla Türkiye ve Romanya operasyonlarımızdan toplam 602.842 adet yurt dışı satışı ve Türkiye ticari araç ihracatının %87'sini tek başımıza gerçekleştirdik. Bu ölçekteki operasyonun başarıyla yönetilebilmesi için tedarikçilerimizi, üretim tesislerimizi, lojistik servis sağlayıcılarımızı ve dağıtım kanallarımızı tek bir entegre planlama yaklaşımı doğrultusunda yönetiyoruz.
Tedarik zinciri yapılanmamızın temelinde üç unsur bulunmaktadır:
Güçlü tedarikçi ekosistemi: 591 Tier-1 tedarikçiyle çalışan geniş ve çeşitlendirilmiş bir tedarik ağımız var. İçinde bulunduğumuz tedarikçi ekosistemini sürekli izliyor ve güçlendirmek için çalışmalar yapıyoruz.
Çok modlu ve çok servis sağlayıcılı lojistik altyapısı: Tüm taşıma modları ve intermodal çözümleri birlikte kullanarak esnek ve kesintisiz malzeme akışı sağlıyoruz. Özellikle Craiova-Kocaeli demiryolu koridoru ile Avrupa ve Türkiye arasındaki entegrasyonu daha da güçlendirdik. Kullandığımız rotalarda alternatif servis sağlayıcılarla eş zamanlı çalışarak esnekliğimizi sağlarken servis sağlayıcılarımızın da hazır bulunurluğunu sürekli güncel tutmayı amaçlıyoruz. 
Dijital görünürlük ve operasyonel çeviklik: Pandemi ile birlikte otomotiv sektöründe değişen şartlara uyum için planlamaları daha esnek yapmak ve buna uygun üretim planlarını daha sık güncellemek durumundayız. Yeni normalimiz bu çevikliği sağlamak oldu. Bunu da tedarikçilerimizle entegre çalışan planlama ve sevkiyat sistemleri sayesinde üretim planları, stoklar ve sevkiyatları gerçek zamanlı olarak takip ederek yapabiliyoruz. Bu yapı sayesinde tedarik zinciri risklerini hızla yönetebiliyor ve üretim sürekliliğini gerçekleştirebiliyoruz.
Bu bütünleşik yapı sayesinde Ford Otosan, yalnızca yüksek üretim hacmini etkin bir şekilde yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilirlik ve küresel rekabetçilik hedeflerini de destekleyen Güçlü ve dayanıklı bir lojistik ekosistemi oluşturuyor.
 
YATIRIM PLANLARININ MERKEZİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VAR 
Bu ölçekte bir operasyonun lojistik planlamasında en kritik başlıklar neler? 
Ford Otosan olarak çok geniş bir tedarikçi ağıyla çalışıyor, Türkiye ve Avrupa arasında yoğun malzeme ve araç hareketi gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle gerçek zamanlı veri yönetimi, alternatif rota planlaması ve çok modlu taşımacılık çözümleri operasyonlarımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumdadır. Bununla birlikte lojistik bakış açısını operasyon aşamasından çok daha önce, ürün, ekipman ve yatırım tasarım süreçlerinden itibaren devreye alıyoruz. Yeni ekipman yatırımlarında kullandığımız hafif dorse çözümlerini kendi yük karakteristiklerimize ve operasyonel ihtiyaçlarımıza uygun şekilde tasarlayarak daha yüksek taşıma verimliliği ve daha düşük emisyon elde etmeyi hedefliyoruz. Benzer şekilde, denizyolu operasyonlarımızda kullanılan gemilerin tasarım süreçlerine de erken aşamalarda katkı sağlayarak araç ölçülerimize ve yük yapımıza uygun çözümler geliştirilmesini destekliyoruz. Bu yaklaşım sayesinde Ro-Ro kapasitesini daha etkin kullanabiliyor, lojistik maliyetlerini optimize ederken çevresel etkilerimizi de azaltabiliyoruz.
Aslında bugün aldığımız her operasyonel kararın ve geleceğe yönelik her yatırım planının merkezinde sürdürülebilirlik bulunuyor. Bu doğrultuda demiryolu taşımacılığı başta olmak üzere intermodal çözümler, düşük emisyonlu taşıma modelleri ve çevresel etkileri azaltan yenilikçi projelerle lojistik ağımızı sürekli geliştiriyoruz.
 
Elektrikli araç üretimine geçiş, tedarik zincirlerinde önemli değişiklikleri beraberinde getiriyor. Elektrifikasyon süreci, batarya ve yeni nesil komponentlerin lojistik yönetimi açısından Ford Otosan'ın operasyonlarını nasıl dönüştürüyor?
Elektrifikasyon sadece ürün portföyümüzü değil, tedarik zinciri ve lojistik operasyonlarımızın tamamını dönüştürüyor. Elektrikli araçların temel bileşenleri olan yüksek voltajlı bataryalar, güç elektroniği sistemleri ve yeni nesil elektronik komponentler; geleneksel otomotiv lojistiğine kıyasla daha farklı depolama, paketleme, güvenlik ve taşıma gereksinimleri yaratıyor.
Bu dönüşüm doğrultusunda batarya lojistiği özel bir uzmanlık alanı haline geliyor. Tehlikeli madde taşımacılığı regülasyonları, sıcaklık kontrolü, özel paketleme çözümleri ve izlenebilirlik gereksinimleri nedeniyle tedarik zincirimizin her aşamasında yeni süreçler tasarlıyor ve uyguluyoruz. Aynı zamanda elektrikli araç ekosistemine yeni tedarikçilerin dahil olmasıyla birlikte daha karmaşık ancak daha teknoloji odaklı bir tedarik ağı yönetiyoruz.
Elektrifikasyonun yalnızca araçlarda değil, lojistik operasyonlarımızda da gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda lojistik ağımızı daha düşük karbonlu çözümlerle dönüştürüyoruz. Craiova ve Kocaeli fabrikalarımız arasında devreye aldığımız doğrudan demiryolu hattı bunun önemli örneklerinden biridir. Büyük ölçüde elektrik altyapısıyla çalışan tren operasyonları sayesinde hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de taşıma kaynaklı emisyonlarımızı azaltıyoruz. 2026 yılı başında devreye aldığımız bitmiş araç taşıması tren projemiz ile tek seferde 216 aracı Romania Craiova’daki fabrikamızdan Kocaeli Kartepe’ye ulaştıran bu hat, sürdürülebilir lojistik vizyonumuzun somut bir göstergesidir.
Diğer taraftan lojistik servis sağlayıcılarımızı da bu dönüşümün bir parçası olarak görüyoruz. İş ortaklarımızla birlikte elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli araçların lojistik operasyonlarda kullanımını destekleyen projeler üzerinde çalışıyor, düşük emisyonlu taşıma filolarının yaygınlaşmasını teşvik ediyoruz. Lojistik operasyonlarımızda kullanılan ekipman ve taşıma araçlarının karbon ayak izini azaltmak önümüzdeki dönemin önemli önceliklerinden biri olacak.
Elektrikli araçların yaygınlaşmasını desteklemek amacıyla yalnızca üretim ve lojistik süreçlerine değil, aynı zamanda pazara erişim ve müşteri deneyimine de odaklanıyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere farklı pazarlardaki teşvik mekanizmalarını yakından takip ediyor, elektrikli araçların rekabetçiliğini ve erişilebilirliğini artıracak çözümler üzerinde çalışıyoruz. Bu kapsamda tedarik zinciri, lojistik, satış ve sürdürülebilirlik ekiplerimiz birlikte hareket ederek elektrikli mobilite dönüşümünü bütünsel bir bakış açısıyla yönetiyoruz.
Sonuç olarak elektrifikasyon, Ford Otosan için yalnızca yeni araçlar üretmek anlamına gelmiyor; tedarikçi ağından lojistik altyapısına, enerji kullanımından taşıma modlarına kadar tüm değer zincirinin yeniden tasarlanmasını gerektiren stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. Bu dönüşümü de verimlilik, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde yönetiyoruz.
 
CRAIOVA–KOCAELİ KORİDORUYLA VERİMLİLİĞİ ARTIRDI 
Ford Otosan son yıllarda üretim tesisleri, dijitalleşme ve elektrikli araç ekosistemi kapsamında önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Lojistik altyapısına yönelik yatırımlarınızda hangi alanlar öncelik taşıyor? Önümüzdeki dönemde yeni yatırım planlarınız bulunuyor mu?
Lojistik yatırımlarımızı üç temel eksende şekillendiriyoruz: dijitalleşme ve görünürlük, taşımacılık altyapıları ile karbon azaltım projeleri.
Son dönemde bu kapsamda hayata geçirdiğimiz en önemli yatırımlardan biri Craiova fabrikamızda kurduğumuz intermodal terminal ve buna bağlı olarak geliştirdiğimiz Craiova–Kocaeli demiryolu koridoru oldu. Bu yatırımla birlikte üretim, terminal ve demiryolu operasyonlarını tek bir entegre lojistik modeli altında birleştirerek operasyonel verimliliğimizi önemli ölçüde artırdık. Craiova'dan çıkan araç ve malzemelerin ara elleçleme, bekleme ve transfer süreçlerini azaltırken enerji tüketimini ve lojistik kaynaklı emisyonları da düşüren daha yalın bir yapı oluşturduk. Bu yaklaşım aynı zamanda tedarik zincirimizin dayanıklılığını artırırken modlar arası geçişleri daha etkin yönetmemizi sağlıyor. 
Bitmiş araç ihracat sevkiyatlarımızı sürdürülebilir şekilde desteklemek ve yeni nesil, daha yüksek kapasiteli gemilerin operasyonlarını güvenli ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilmek amacıyla mevcut iskelemizde kapsamlı bir yenileme ve genişleme projesi hayata geçireceğiz. Bu yatırım sayesinde yalnızca mevcut operasyonel kapasitemizi artırmakla kalmayacak, gelecekteki büyüme ve dönüşüm projelerimiz için de güçlü bir altyapı oluşturacağız.
Önümüzdeki dönemde ise demiryolu ve intermodal taşımacılığın toplam lojistik hacmimiz içindeki payını artırmaya, veri odaklı karar alma mekanizmalarını güçlendirmeye ve düşük karbonlu lojistik çözümlerine yatırım yapmaya devam edeceğiz. Amacımız yalnızca maliyet ve verimlilik avantajı yaratmak değil; aynı zamanda 2035 karbon nötr lojistik operasyonları ve 2050 Net Sıfır hedeflerimize ulaşacak sürdürülebilir bir lojistik altyapısı oluşturmak.
 
Dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyondan nasıl yararlanıyorsunuz? 
 Ford Otosan’da lojistik süreçlerin önemli bir bölümü dijital platformlar üzerinden yönetiliyor. Tedarikçilerimizle entegre çalışan sistemler sayesinde üretim planları, sevkiyatlar ve stok akışları gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor. Yapay zekâ ve ileri analitik uygulamaları talep tahmini, risk yönetimi, kapasite planlama, rota optimizasyonu ve operasyonel karar destek alanlarında giderek daha fazla kullanılmaya başlanıyor.
Bununla birlikte dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları artık yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan araçlar olmaktan çıkıp, şirketimizin stratejik dönüşüm alanlarından biri haline geldi. Üst yönetimimiz tarafından güçlü şekilde desteklenen MEGA AI programı kapsamında her yıl yüksek etki potansiyeline sahip projeler belirleniyor ve bu projelerin hayata geçirilmesi için farklı fonksiyonlardan uzmanların yer aldığı özel ekipler oluşturuluyor. Bu yaklaşım sayesinde yapay zekâ, yalnızca belirli süreçlerde değil, şirket genelinde karar mekanizmalarının ayrılmaz bir parçası haline geliyor.
Lojistik organizasyonu olarak bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olan Smart Vessel Planner (Akıllı Gemi Planlayıcısı) projesinde aktif rol alıyoruz. Yapay zekâ destekli bu sistem, araçların üretimden sevkiyata kadar olan yolculuğundaki çok sayıda değişkeni analiz ederek hangi araçların hangi tarihlerde sevke hazır olacağını öngörüyor ve optimum gemi planlaması yapılmasına katkı sağlıyor. Böylece stok yaşlandırma sürelerinin azaltılması, gemi kapasitesinin daha verimli kullanılması ve müşteri teslimat performansının iyileştirilmesi hedefleniyor. Bu proje aynı zamanda yapay zekânın operasyonel karar destek sistemlerine nasıl entegre edilebildiğinin güçlü bir örneğini oluşturuyor. 
Departmanlar seviyesinde ise ekipler kendi uzmanlık alanlarını veri analitiği ve Agentic AI çözümleriyle destekliyor. Günlük operasyon verilerini işleyen dashboardlar, Power BI tabanlı KPI takip sistemleri, otomatik uyarı mekanizmaları ve yapay zekâ destekli karar öneri sistemleri sayesinde ekipler daha hızlı ve veriye dayalı kararlar alabiliyor. Özellikle operasyonel sapmaların erken tespit edilmesi, risklerin proaktif şekilde yönetilmesi ve çalışanların rutin iş yükünün azaltılması amacıyla yapay zekâ destekli çözümler yaygınlaştırılıyor.
Ford Otosan’da yapay zekâ yalnızca teknoloji ekiplerinin gündeminde olan bir konu olarak görülmüyor; tüm çalışanların katkı sağlayabildiği bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda şirketimiz ve bağlı bulunduğumuz grup bünyesinde düzenlenen hackathonlar, inovasyon programları ve fikir yarışmaları ile çalışanların yeni yapay zekâ uygulamaları geliştirmeleri teşvik ediliyor. Böylece yapay zekâ kültürünün şirket geneline yayılması, yeni kullanım alanlarının keşfedilmesi ve çalışanların bu dönüşümün aktif bir parçası olması hedefleniyor.
Bugün geldiğimiz noktada yapay zekâ; tahminleme, optimizasyon ve karar destek sistemlerinden başlayarak operasyonlarımızın birçok alanında somut değer yaratırken, gelecekte daha otonom ve kendi kendine öğrenen süreçlerin geliştirilmesi için de önemli bir temel oluşturuyor.
 
EMİSYON AZALTIMINDA ORTAK YOL HARİTASI
Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik stratejileriniz nelerdir? 
2035 yılında lojistik operasyonlarımızı karbon nötr hale getirme ve 2050 Net Sıfır hedeflerimiz doğrultusunda demiryolu kullanımını artırıyor, intermodal çözümleri yaygınlaştırıyor, boş kilometreleri azaltıyor ve lojistik iş ortaklarımızla ortak emisyon azaltım programları yürütüyoruz. Ancak dönüşümün yalnızca operasyonel değişimle değil, tüm ekosistemin ortak gelişimiyle mümkün olduğuna inanıyoruz.
Bu kapsamda lojistik operasyon hacmimizin yaklaşık %80’ini temsil eden iş ortaklarımızı sürdürülebilirlik dönüşüm programımıza dahil ettik. Sürdürülebilirlik değerlendirmelerinde küresel otomotiv sektöründe yaygın olarak kullanılan Sustainability Assessment Questionnaire (SAQ) metodolojisinden yararlanıyor; sürdürülebilirlik skor kartları, üst yönetim katılımlı komiteler, çalıştaylar ve webinarlar aracılığıyla gelişim alanlarını birlikte belirliyoruz. 2025 yılında çevresel, sosyal ve yönetişim başlıklarında toplam 7.405 kişi*saat eğitim gerçekleştirerek emisyon yönetimi, raporlama, regülasyon uyumu ve sürdürülebilirlik yönetişimi konularında ortak bir dönüşüm zemini oluşturduk. Bunun yanında Türkiye-Romanya hattında hayata geçirdiğimiz demiryolu ile malzeme ve araç taşıma projeleri ile sırasıyla %48 ve %30 emisyon azaltımı sağladık. Amacımız karbon azaltımını proje bazlı bir çalışmadan çıkarıp tüm lojistik ağımıza yayılan kalıcı bir iş yapış modeline dönüştürmek. Bunu destekleyecek şekilde öncelikli olarak kendi üreteceğimiz elektirikli ve hidrojen yakıtlı çekiciler olmak üzere diğer taşıma modlarında düşük emisyonlu araçların kullanılması yol haritamızın bir parçası. 
 
STRATEJİK İŞ ORTAKLIĞI ANLAYIŞIYLA GÜÇLENEN LOJİSTİK EKOSİSTEMİ
Ford Otosan'ın lojistik hizmet sağlayıcılarını değerlendirirken yalnızca maliyet odaklı bir yaklaşım benimsemediklerini belirten Ford Otosan Malzeme Planlama ve Lojistik Lideri Onur Sarıkaya, iş ortaklığı seçiminde toplam değer anlayışını esas aldıklarını söyledi. Operasyonel mükemmeliyet, hizmet kalitesi, sürdürülebilirlik performansı, dijital yetkinlik, inovasyon kabiliyeti, risk yönetimi ve kurum kültürüne uyumun en önemli değerlendirme kriterleri arasında yer aldığını ifade eden Sarıkaya, uzun vadeli yatırım yapabilen, çözüm odaklı, proaktif ve değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen iş ortaklarıyla çalışmayı tercih ettiklerini kaydetti. Lojistik operasyonlarını yalnızca bir hizmet alımı olarak görmediklerinin altını çizen Sarıkaya, bu alanı ortak hedefler doğrultusunda ilerledikleri stratejik iş birlikleri olarak değerlendirdiklerini dile getirdi. Bu yaklaşım sayesinde sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve büyüme odaklı dönüşüm projelerini lojistik iş ortaklarıyla birlikte hayata geçirdiklerini belirten Sarıkaya, güçlü bir tedarik zinciri oluşturmanın ancak ortak gelişim anlayışıyla mümkün olduğunu vurguladı. Tedarik zincirinin dayanıklılığını artırmak amacıyla farklı coğrafyalarda ve operasyon alanlarında uzmanlaşmış, alternatif çözümler üretebilen ve güçlü hizmet ağına sahip lojistik firmalarıyla çalıştıklarını aktaran Sarıkaya, bölgesel ve fonksiyonel uzmanlığın yanı sıra alternatif kapasite yaratabilme yetkinliğini de önemli bir rekabet avantajı olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Bu sayede hem operasyonel riskleri azalttıklarını hem de ihtiyaçlara en uygun uzmanlığı doğru noktada konumlandırarak sürdürülebilir, esnek ve rekabetçi bir lojistik ekosistemi oluşturduklarını sözlerine ekledi.



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat