Derimod, lojistikte hız ve sürdürülebilirliği teknolojiyle buluşturuyor
20/07/2026 - 09:10:00
Depolamadan dağıtıma kadar tüm lojistik süreçlerini otomasyon, veri odaklı sistemler ve sürdürülebilir çözümlerle yeniden yapılandıran Derimod, tedarik zincirinde hız, esneklik ve verimlilik hedefiyle ilerliyor. Derimod Lojistik Müdürü Cem Külahçı, yeni 3PL modeli, dijital entegrasyon yatırımları, yapay zekâ destekli planlama sistemleri ve döngüsel ambalaj uygulamalarıyla daha çevreci, izlenebilir ve geleceğe hazır bir lojistik yapısı oluşturduklarını belirtti.
Değişen pazar dinamiklerine rağmen güçlü iş ortaklıkları, dijital altyapı yatırımları ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarıyla perakende lojistiğinde standartları yükseltmeyi hedeflediklerini ifade eden Külahçı, Derimod Lojistik ekibi olarak teknoloji ve çeviklik ekseninde yatırımlarını sürdürerek markanın büyüme yolculuğuna katkı sağlamaya devam edeceklerini kaydetti.
Perakende sektöründe değişen tüketici beklentileri, tedarik zinciri ve lojistik süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Sizce bugün moda ve hazır giyim sektöründe lojistik operasyonlarının öncelikleri neler? Derimod bu dönüşümü nasıl yönetiyor?
Bugün perakende sektörü, tarihin en dinamik ve tamamen tüketici odaklı dönemini yaşıyor. Artık modern tüketici yalnızca ürünü değil; o ürüne hangi kanaldan olursa olsun en hızlı, en şeffaf ve en esnek şekilde ulaşmayı talep ediyor. Bu beklenti, lojistiği arka planda çalışan bir destek birimi olmaktan çıkarıp markaların en büyük stratejik rekabet avantajı haline getirdi. Moda ve hazır giyim lojistiğinde başarı, artık sadece maliyet kontrolüyle değil, pazara giriş hızını (speed-to-market) ne kadar kısaltabildiğinizle ölçülüyor. Derimod olarak bu dönüşümü proaktif bir yaklaşım, çapraz fonksiyonlu ekipler ve sürekli iyileştirme kültürüyle yönetiyoruz. Değişimi bir risk değil, rekabet avantajı olarak görüyoruz. Bu kapsamda;
Hız ve Çeviklik: Sezonların ve mikro-trendlerin baş döndürücü bir hızla değiştiği moda sektöründe, koleksiyonların doğru zamanda raflarda ve dijital kanallarda olması hayati önem taşıyor. Derimod olarak 2030 vizyonumuz kapsamında belirlediğimiz “Çevik Tedarik Zinciri” hedeflerimize uygun olarak, bizi geleceğe taşıyacak çok stratejik bir adım attık ve 3PL partnerimizi değiştirme kararı aldık.
Şeffaflık ve İzlenebilirlik: Modern lojistiğin en büyük önceliklerinden biri veri görünürlüğüdür. Müşterilerimiz ve iç paydaşlarımızın, bir ürünün depoya varışından nihai tüketiciye teslimatına kadar tüm aşamalarını anlık izleyebilmesi gerekir. Bu doğrultuda, depo yönetim sistemlerimiz (WMS) ile dağıtım entegrasyonlarımızı güçlendirdik. Gerçek zamanlı takip sistemleri ve dijital raporlama altyapımız sayesinde, tedarik zincirinin her halkasında analizler yapabiliyor ve operasyonel darboğazları anında tespit ederek proaktif aksiyon alıyoruz.
Otomasyon Odaklı 3PL Dönüşümü: Bu vizyonu yalnızca kağıt üzerinde bırakmıyor, operasyonel ortaklıklarımızda somut adımlarla hayata geçiriyoruz. Hız, sıfır hata ve ölçeklenebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda, temmuz ayı itibarıyla yeni 3PL partnerimiz ile stratejik geçiş sürecini başlattık. Süreçlerimizi, tam otomasyonlu depoculuk standartlarında, otomasyon kasları çok güçlü bir altyapıya taşıyoruz. SCADA destekli yeni tesisteki uçtan uca otomasyon sistemleri sayesinde hem mal kabul (inbound) hem de çıkış (outbound) operasyonlarımız tamamen dijitalleşiyor. Ürün kolileri akıllı konveyör bantları üzerinde ilerlerken, tepede konumlandırılan yüksek teknolojili barkod okuyucu (overhead scanner) ve sorter sistemleri sayesinde insan eli değmeden otomatik olarak taranıyor ve ayrıştırılıyor. Bu teknolojik yatırım, mal kabul süreçlerimizi benzersiz bir hıza ulaştırırken; çıkış süreçlerimizin de sıfıra yakın hata payı ve maksimum süratle gerçekleşmesini sağlıyor.
FARKLI LOJİSTİK SÜREÇLERE ÖZEL ÇÖZÜMLER
Derimod'un ürün gamında giysi, ayakkabı, çanta ve aksesuar ürünleri bir arada yer alıyor. Bu farklı ürün grupları lojistik süreçlerinde nasıl bir planlama gerektiriyor? Operasyonlarınızı yönetirken en kritik noktalar hangileri?
Derimod; deri giyim, ayakkabı, çanta ve aksesuar ürünlerini tek çatı altında sunan, sektörde eşine az rastlanan geniş bir ürün portföyüne sahip. Bu çok modlu yapı, portföyümüzdeki her kategorinin depolama, elleçleme ve dağıtım süreçlerinde farklı lojistik kaslar ve özel mühendislik çözümleri gerektiriyor.
Deri Giyim: Portföyümüzün en hassas grubunu oluşturan deri giyim ürünlerinde lojistik önceliğimiz korumadır. Depolama alanlarında kesintisiz sıcaklık ve nem takibi yapıyor, ürünleri doğrudan güneş ışığından izole edilmiş özel alanlarda muhafaza ediyoruz. Kırışma ve çatlama riskini ortadan kaldıran özel raflama ve askılı taşımacılık sistemleri kullanıyoruz. Deri yüzeyler çizilmeye ve baskı izlerine karşı son derece hassas olduğundan, ürünleri özel koruyucu ambalajlarla muhafaza ediyor, katı istifleme kuralları uyguluyor ve süreç boyunca "minimum temas" ilkesiyle hareket ediyoruz.
Ayakkabı: Model, beden (SKU) ve renk varyasyonlarının en yoğun olduğu bu grupta depo yerleşim planlaması (slotting) kritiktir. Hacimsel olarak büyük yer kaplayan ayakkabı kutularının yönetiminde, sipariş hazırlama sürelerini minimumda tutmak adına depoda "Zone Picking" (Bölgesel Toplama) sistemini uyguluyoruz. Doğru ürünün doğru lokasyonda konumlandırılması, toplama rotalarının optimizasyonunda anahtar rol oynuyor.
Çanta & Aksesuar: Bu gruptaki ürünlerimiz küçük hacimli ancak yüksek değerli (high-value) ürün kategorisindedir. Bu nedenle lojistik süreçlerimizde yüksek güvenlik önlemleri, gelişmiş lokasyon doğrulamaları, hatasız sayım doğruluğu ve ultra hızlı sipariş hazırlama süreçleri ön plana çıkıyor.
E-ticaret ve fiziksel mağazaların birlikte yönetildiği omnichannel yapı, depo ve dağıtım süreçlerinde nasıl bir dönüşüm yarattı? Sipariş yönetimi ve mağaza lojistiğinde ne gibi değişiklikler yaşadınız?
E-ticaret ve fiziksel mağazaların birlikte yönetildiği omnichannel (çoklu kanal) modeli, geleneksel depo ve dağıtım süreçlerini kökten dönüştürdü. Artık izole çalışan depolar değil, tüm kanalları tek merkezden yöneten entegre bir sipariş orkestrasyon sistemi gerekiyor.
Depo ve Dağıtımda Dönüşüm: Omnichannel dinamikleri, depolarımızı yalnızca B2B bazlı toplu sevkiyat yapan geleneksel alanlar olmaktan çıkardı. Depolarımızı hem B2B (mağaza) hem de B2C (e-ticaret) operasyonlarını aynı anda, hibrit bir mimariyle yürütebilen mikro-dağıtım merkezlerine dönüştürdü. Eskiden haftalık periyotlarla mağaza beslemesi üzerine kurgulanan lojistik hattımız, artık dakikalar içinde tekil e-ticaret siparişi paketleyen ve aynı gün mağazalara hızlı ürün yetiştirebilen çevik ve dinamik bir yapıya evrildi.
Sipariş ve Mağaza Lojistiği: Bu süreçteki en büyük dijital hamlemiz, Sipariş Yönetim Sistemimizi (OMS) tamamen merkezileştirmek oldu. Mağaza stoklarımız ile ana depo stoklarımızı tek bir dijital havuzda birleştirdik. Bu sayede devreye aldığımız "Mağazadan Gönderim" (Ship from Store) modeliyle, e-ticaret müşterilerimize en yakın konumdaki mağazamızı birer mikro-depo gibi konumlandırdık. Bu hamle, teslimat sürelerimizi ve kargo maliyetlerimizi radikal şekilde düşürdü. Benzer şekilde, tüketicinin dijitalden alıp mağazadan ürünü teslim aldığı "Mağazadan Teslim Al" (Click & Collect) süreçlerinde de kusursuz bir arka plan lojistik akışı sağlayarak müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkardık.
FAST FASHION SEZON BAZLI PLANLAMALARINI ORTADAN KALDIRDI
Moda sektöründe koleksiyonların yenilenme hızı giderek artıyor. Bu durum stok yönetimi, ürün planlaması ve lojistik operasyonlarını nasıl etkiliyor? Talep tahmini ve envanter optimizasyonunda hangi yöntemlerden yararlanıyorsunuz?
Moda sektöründe koleksiyon yenilenme hızının artması ve "fast fashion" dinamiklerinin sektöre hakim olması, geleneksel sezon bazlı statik planlamaları tamamen geçersiz kıldı. Depoda bekleyen veya durağan kalan her ürün, perakende lojistiğinde ciddi bir maliyet ve alan kaybı anlamına geliyor. Derimod olarak bu pazar baskısına, veriye dayalı karar mekanizmaları ve esnek tedarik zinciri yapımızla yanıt veriyoruz.
Talep Tahmini: Geleceği öngörebilmek adına geçmiş satış verilerini, anlık mağaza içi tüketim trendlerini, coğrafi değişkenleri ve detaylı pazar analizlerini tek bir potada eritiyoruz. Hangi bölgede, hangi SKU'nun ne kadar satılacağını önceden öngörerek lojistik dağıtımı bu doğrultuda şekillendiriyoruz.
Envanter Optimizasyonu: Koleksiyonların hızlanması, lojistikte "Tam Zamanında" (Just-In-Time) felsefesini ve yüksek stok devir hızını (inventory turnover) zorunlu kılıyor. Bu amaca ulaşmak için ana depomuzdaki "Flow-Through" (Eş Zamanlı Giriş ve Sipariş Hazırlama) oranlarımızı ciddi ölçüde artırdık. Ürünler depolama alanlarında zaman kaybetmeden, mal kabul anında doğrudan tasnif edilerek bekletilmeksizin mağazalara ve ilgili kanallara sevk ediliyor. Bu sayede depolama yükümüzü hafifletirken, envanter verimliliğimizi maksimuma çıkarıyoruz.
ULUSLARARASI OPERASYONLARDA BÖLGESEL DEPO STRATEJİSİ
Derimod'un yurt dışı operasyonları da büyümeye devam ediyor. İhracat ve uluslararası mağaza operasyonlarında lojistik açıdan en büyük öncelikleriniz neler? Hangi pazarlarda büyüme potansiyeli görüyorsunuz?
Küresel pazarlarda rekabet edebilmek, kusursuz bir "uluslararası tedarik zinciri görünürlüğü" gerektirir. Yurt dışı operasyonlarımızda en büyük lojistik önceliklerimiz; gümrükleme süreçlerinin hızlandırılması, transit sürelerin optimizasyonu ve yerel kargo/lojistik partnerleriyle sağlanan kusursuz entegrasyondur.
Büyüme vizyonumuz ve önceliklerimiz: Türki Cumhuriyetler, Avrupa ve MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgeleri Derimod için çok güçlü büyüme potansiyelleri barındırıyor. Küresel büyüme stratejimizde özellikle CIS (Bağımsız Devletler Topluluğu) ve Doğu Avrupa bölgelerinde doğrudan kendi yönetimimizde olan mağazalarımızla (own-retail) derinleşmeyi hedefliyoruz. Bu kararlılığımızın en somut adımı olarak, yakın zamanda Azerbaycan’da tamamen kendi yönetimimizde olacak 4 yeni mağazamızın açılışını gerçekleştirerek bu pazardaki lojistik operasyonlarımızı başlatıyoruz. Avrupa ve MENA pazarlarında ise küresel e-ticaret platformları ve pazaryerleri üzerinden dijital kanallarla büyümeye hız kesmeden devam ediyoruz.
Dağıtım Merkezi Stratejisi: Uluslararası siparişlerin teslimat sürelerini yerel pazar standartlarına çekmek en büyük hedeflerimiz arasındadır. Bu doğrultuda, sınır ötesi lojistikte (cross-border) hız kazanmak adına stratejik coğrafi noktalarda bölgesel depo yönetimi veya uluslararası lojistik aktarma merkezleri (hub) kullanımı üzerine yenilikçi çözümler geliştiriyor, küresel tedarik zincirimizi pazar odaklı olarak merkezileştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik artık moda sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri. Lojistik süreçlerinde karbon emisyonunun azaltılması, ambalaj yönetimi ve taşıma modelleri konusunda nasıl bir yol haritası izliyorsunuz?
Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, kurumsal bir zorunluluktur. Moda sektörünün küresel karbon ayak izinin önemli bir bölümünün lojistik süreçlerinden kaynaklandığının bilincindeyiz. Derimod olarak yeşil lojistik alanında çok somut ve ölçülebilir adımlar atıyoruz.
Karbon Emisyon Azaltımı: Gelişmiş rota optimizasyon yazılımları kullanarak dağıtım araçlarımızın doluluk oranlarını maksimize ediyor ve boş kilometreleri (empty running) minimize ediyoruz. Şehirlerarası ve uluslararası sevkiyatlarımızda, operasyonel olarak mümkün olan her seferde karbon yoğunluğu yüksek taşıma modları yerine, deniz yolu ve intermodal gibi düşük emisyonlu, çevre dostu alternatifleri önceliklendiriyoruz.
Ambalaj Yönetimi ve Stratejik İş Birlikleri: Ambalaj yönetiminde ezber bozan bir dönüşüme imza attık. Sevkiyatlarda tek kullanımlık karton koli kullanımını ciddi oranda azalttık. Özellikle çanta ve aksesuar grubu sevkiyatlarımızda tekrar kullanılabilir, dayanıklı plastik koli modeline geçiş yaptık. Bu doğrultuda yeşil lojistik ve döngüsel ambalaj çözümleri sunan stratejik iş ortağımız ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar neticesinde hem çevreci ve döngüsel çözümler geliştirdik hem de sarf malzemesi kullanımında çok ciddi bir maliyet ve zaman tasarrufu sağladık.
Tedarikçi Yönetimi: Tedarik zincirimizin sürdürülebilir olması, ekosistemimizdeki ortaklarımızın da bu vizyona eşlik etmesiyle mümkündür. Tek kullanımlık paketleme malzemeleri yerine geri dönüştürülebilir biyobozunur paketleme malzemelerine geçiş sürecimizi başlattık. Aynı yüksek çevre standartlarını ve sürdürülebilirlik kriterlerini tüm tedarikçilerimizden de talep ediyor, ekosistemimizi yeşil dönüşüme teşvik ediyoruz.
Önümüzdeki dönemde moda ve hazır giyim lojistiğinde hangi eğilimlerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz? Derimod'un bu değişime yönelik öncelikli yatırım ve dönüşüm alanları neler olacak?
Önümüzdeki dönemde moda ve hazır giyim lojistiğinde; hız, şeffaflık ve sürdürülebilirlik üçgeninde çok yoğun bir teknolojik dönüşüm dalgası bekliyoruz. Derimod olarak pazarın yönünü önceden tayin etmek ve bu değişime liderlik etmek adına yatırım ve dönüşüm alanlarımızı üç aşamalı bir yol haritasıyla netleştirdik:
Kısa Vadeli Hedeflerimiz: Mevcut WMS (Depo Yönetim Sistemi) altyapımızın otomasyon kaslarını (konveyör, sorter ve akıllı tarayıcı entegrasyonları ile) daha da güçlendirmek, tüm taşıma ve kargo partnerlerimizle uçtan uca dijital entegrasyonlarımızı tamamlamak ve anlık Kontrol Kulesi (Control Tower) üzerinden gerçek zamanlı raporlama kapasitemizi maksimuma çıkarmak.
Orta Vadeli Hedeflerimiz: Yapay zekâ destekli talep tahmini sistemlerimizi tedarik zincirimizin tamamında tam kapasiteyle devreye almak, döngüsel lojistik partnerimizle başlattığımız başarılı katlanabilir plastik koli modelini tüm ürün gruplarımıza yayarak sürdürülebilir ambalaj kullanımını arttırmak.
Uzun Vadeli Hedeflerimiz: Otonom depo teknolojilerinin (AGV/AMR robotik sistemler) operasyonlarımızda etkinliğini daha da artırmak , hammaddeden nihai ürüne kadar blok zincir (blockchain) tabanlı izlenebilirlik altyapısını kurmak ve Derimod Lojistik olarak net-sıfır karbon lojistik hedeflerimize tamamen ulaşmak.
‘DİJİTALLEŞMEYİ OPERASYONEL VERİMLİLİĞİN STRATEJİK KALDIRACI OLARAK GÖRÜYORUZ’
Derimod Lojistik Müdürü Cem Külahçı, dijitalleşmeyi yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, operasyonel verimliliği artıran stratejik bir dönüşüm aracı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon teknolojilerinin tedarik zincirinin her aşamasında önemli katkılar sağladığını belirten Külahçı, "Dijitalleşme yatırımlarımızı hızımızı, verimliliğimizi ve karar alma kalitemizi artıran stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz" dedi. ERP altyapısı ile depo yönetim sistemlerini (WMS) 3PL iş ortağıyla tam zamanlı ve çift yönlü entegre ettiklerini ifade eden Külahçı, bu sayede mal kabulden sevkiyata kadar tüm depo süreçlerinde manuel müdahaleyi en aza indirdiklerini kaydetti. Süreçlerin otomatikleşmesiyle operasyonel hata oranlarının sıfıra yakın seviyeye indiğini vurgulayan Külahçı, insan kaynağını ise daha fazla katma değer üreten kontrol ve denetim süreçlerine yönlendirdiklerini dile getirdi. Yapay zekâ destekli talep tahmin modellerini aktif olarak kullandıklarını belirten Külahçı, "Geçmiş satış verileri ile anlık piyasa dinamiklerini analiz ederek stok planlamasındaki hata payını önemli ölçüde azaltıyoruz. Doğru ürünü doğru zamanda doğru satış kanalında konumlandırarak hem stoksuz kalma riskini önlüyor hem de atıl stok maliyetlerini minimum seviyeye indiriyoruz" ifadelerini kullandı.
