Transorient, ilaç lojistiğindeki gücünü depo yatırımlarıyla pekiştiriyor
18/06/2026 - 10:24:00
Transorient Biofarma Departman Müdürü Günfer Arıcı, sağlık lojistiğinin küresel tedarik zincirlerinin en stratejik alanlarından biri haline geldiğini belirterek, rekabetin artık yalnızca taşıma kapasitesiyle değil; teknoloji, izlenebilirlik, kalite ve regülasyon uyumuyla şekillendiğini söyledi. Arıcı, planlanan GMP depo yatırımı ve uzman insan kaynağına yönelik çalışmalarıyla Transorient’i bölgesel ölçekte sağlık lojistiğinin referans markalarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Sağlık sektörünün tüm paydaşlarıyla birlikte daha güçlü, daha güvenli ve daha sürdürülebilir tedarik zincirleri oluşturmak için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Arıcı, “Transorient olarak deneyimimiz, uluslararası gücümüz ve sağlık lojistiğine yönelik uzmanlığımızla bugün olduğu gibi gelecekte de sektörün güvenilir çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz” dedi.
‘HER İHTİYACA UYGUN ÇÖZÜMLER SUNUYORUZ’
Türkiye'nin ilaç ihracatı 2024 yılında yaklaşık 2,3 milyar dolara ulaştı. İlaç üreticilerinin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarına erişiminde lojistik açıdan en kritik ihtiyaçları neler? Transorient bu ihtiyaçlara nasıl yanıt veriyor?
İlaç üreticilerinin en önemli ihtiyaçları ürün bütünlüğünün korunması, mevzuata tam uyum, güvenilir transit süreleri ve uçtan uca izlenebilirliktir. Transorient olarak Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya'daki güçlü operasyon ağımız, sıcaklık kontrollü taşımacılık çözümlerimiz ve uzman ekiplerimizle bu ihtiyaçlara yanıt veriyoruz. Gelecekte ilaç ihracatının daha da büyüyeceğine inanıyoruz. Bu büyümeyi desteklemek adına teknoloji yatırımlarımızı, operasyonel kapasitemizi ve uluslararası ağımızı güçlendirmeye devam ediyor; Türk ilaç sektörünün küresel pazarlardaki rekabet gücüne katkı sağlamayı öncelikli hedeflerimiz arasında görüyoruz. Her müşterimizin ürün yapısına ve hedef pazarına uygun özelleştirilmiş çözümler geliştirerek stratejik iş ortağı yaklaşımıyla hareket ediyoruz.
Araştırmalar, biyolojik ilaçlar, hücre ve gen terapileri gibi sıcaklık hassasiyeti yüksek ürünlerin sağlık lojistiğindeki payının hızla arttığını gösteriyor. Hatta yeni geliştirilen ilaçların önemli bir bölümünün soğuk zincir gerektireceği öngörülüyor. Transorient bu dönüşüme yönelik hangi altyapı ve operasyonel yatırımları hayata geçiriyor? Transorient’i rakiplerinden ayıran temel avantajlar nelerdir?
Bu dönüşüm sağlık lojistiğinde yeni bir dönemi temsil ediyor. Transorient olarak sıcaklık kontrollü lojistik altyapımıza, gerçek zamanlı izleme teknolojilerine ve kalite sistemlerimize yatırım yapıyoruz. Operasyonlarımız boyunca sıcaklık ve konum verilerini anlık izleyerek riskleri proaktif şekilde yönetiyoruz. Bizi rakiplerimizden ayıran temel unsur ise sağlık lojistiğini yüksek uzmanlık gerektiren stratejik bir alan olarak ele almamız ve teknoloji ile operasyonu entegre şekilde yönetebilmemizdir. Her zaman, sağlık lojistiğinde taşınan her ürünün arkasında bir hastanın tedavi süreci bulunduğunun bilinciyle hareket ediyoruz.
‘RİSK YÖNETİMİYLE TÜM DEĞİŞKEN SÜREÇLERE HAZIRLIKLIYIZ’
Son dönemde Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ve hava kargo rotalarındaki değişiklikler, özellikle kritik ilaç sevkiyatlarında yeni riskler yarattı. Sağlık ürünlerinde teslimat sürekliliğini sağlamak adına Transorient nasıl bir kriz ve risk yönetimi modeli uyguluyor?
Transorient olarak risk yönetimini operasyonun herhangi bir aşamasında devreye giren bir süreç değil, planlamanın başlangıcından itibaren uygulanan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Kritik ilaç sevkiyatlarında alternatif rota planlamaları, farklı taşıma modlarının entegrasyonu ve çoklu operasyon senaryoları oluşturarak olası kesintilere karşı önceden hazırlık yapıyoruz. Özellikle jeopolitik risklerin yoğunlaştığı bölgelerde sevkiyatları sürekli izleyerek değişen koşullara hızlı şekilde adapte olabiliyoruz. Bugün sağlık lojistiğinde başarının temel unsurlarından biri, krizleri yönetebilmekten ziyade krizlere hazırlıklı olmaktır. Transorient olarak veri odaklı risk analizleri, güçlü operasyonel altyapımız ve uluslararası deneyimimizle tedarik zincirinin sürekliliğini korumaya odaklanıyor; en zorlu koşullarda dahi ilaçların güvenli ve zamanında ulaştırılmasını sağlamak için çalışıyoruz. Bu yaklaşım, sağlık sektöründeki müşterilerimizin bize duyduğu güvenin temelini oluşturuyor.
TECRÜBESİNİ GMP DEPO YATIRIMLARIYLA PEKİŞTERECEK
Dünyanın önde gelen lojistik şirketlerinin sağlık lojistiğine milyar dolarlık yatırımlar yaptığı görülüyor. Bu gelişmeler sektörde nasıl bir dönüşüme işaret ediyor? Transorient'in sağlık lojistiğine yönelik yeni yatırım planları bulunuyor mu?
Bu yatırımlar sağlık lojistiğinin küresel tedarik zincirlerinin en stratejik alanlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Rekabet artık yalnızca taşıma kapasitesiyle değil; teknoloji, izlenebilirlik, kalite ve regülasyon uyumu ile şekilleniyor. Şirketimizin 1961'den günümüze kadar uzanan lojistik tecrübesini, kısa vadede hayata geçirmeyi planladığımız GMP depo yatırımımızla pekiştirerek bölgesel ölçekte sağlık lojistiğinin referans markası olmayı hedefliyoruz. İnsan kaynağı tarafında da GDP standartları ve sağlık lojistiği süreçleri konusunda uzman ekipler yetiştirmeyi önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Çünkü bu sektörde sürdürülebilir başarının yalnızca altyapıyla değil, bilgi birikimi ve uzmanlıkla mümkün olduğuna inanıyoruz.
Transorient’in Avrupa operasyonlarını düşündüğümüzde, Türkiye’nin bölgesel bir sağlık lojistiği merkezi haline gelmesi için hangi adımların atılması gerekiyor ve şirketiniz bu vizyonun neresinde yer alıyor?
Türkiye, stratejik konumu sayesinde bölgesel sağlık lojistiği merkezi olabilecek önemli avantajlara sahip. Bunun için sıcaklık kontrollü altyapıların geliştirilmesi, hava kargo kapasitesinin artırılması, dijitalleşmenin yaygınlaştırılması ve gümrük süreçlerinin hızlandırılması gerekiyor.
Transorient olarak Avrupa başta olmak üzere geniş uluslararası ağımız, sağlık lojistiğine özel uzmanlığımız ve teknoloji odaklı yaklaşımımızla bu vizyonun önemli paydaşlarından biri olarak konumlanıyoruz. Hedefimiz yalnızca müşterilerimizin lojistik süreçlerini yönetmek değil; Türkiye'nin sağlık lojistiğinde bölgesel bir merkez olma yolculuğuna katkı sağlayan, sektörün gelişimine yön veren bir çözüm ortağı olmak.
