Covid-19 aşıları kimya lojistiğini hareketlendirecek
16 alt sektörüyle lojistik hizmetlerde farklı talepler yaratan kimya sektörünün gündeminde Covid-19 aşılarının lojistik süreçleri var. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, aşıların tedariği ve dağıtımında, yaşamsal öneminden ötürü hız unsurunun, özel koşullara sahip olmasından dolayı da saklama ve taşıma gereksinimlerinin ön plana çıkacağını söyledi. 




adil pelisterKimya sektörü pandemi sürecinde nasıl bir performans sergiledi?
 
2019 yılı sonunda ortaya çıkarak 2020 yılının başından beri başta Çin olmak üzere tüm dünya görülen ve Mart ayı itibariyle de ülkemizde görülen Covid-19 pandemisi gerek ekonomi, gerekse ülkeler arası ticaret anlamında tüm sektörleri olumsuz etkilemiş durumda. Kimya sektörümüzde bazı alt sektörlerimizde talepte azalış olurken, medikal, ilaç, dezenfektan, kolonya, sabun gibi ürünleri barındıran bazı sektörlerimizde talep artışı oldu. Dolayısıyla bu durum sektörümüzün daha az etkilenmesini sağladı. 
İKMİB olarak pandemi sürecinde tüm faaliyetlerimizi dijitale taşıyarak öncü çalışmalara imza attık. Böylece ihracatçılarımızı potansiyel alıcılar ile buluşturduk. Bu yıl Ocak-Ekim dönemindeki ihracatımıza baktığımızda 14,8 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirildiğini görüyoruz. Yüzde 12,57’lik bir gerileme söz konusu. Ülkemizin ve sektörümüzün tüm bu olumsuz süreçlerden en az şekilde etkilenmesi ve güçlü bir şekilde ayakta kalabilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz.
 
İHRACAT VE LOJİSTİKTE YENİ FIRSATLAR OLUŞACAK 
 
Pandemi tedarik zinciri süreçlerine nasıl yansıdı?
 
Özellikle pandeminin yaşandığı ilk dönemde ülkelerin Covid-19 ile mücadele kapsamında aldığı önlemler doğrultusunda tedarik zinciri ve lojistik süreçlerinde aksamalar, kırılmalar meydana geldi. En büyük tedarikçi konumundaki Çin’den tedarik yapan üreticiler Çin’de üretimin durması ile sıkıntı yaşadı. Bu da aslında tüm dünyaya yerli üretimin ve tedarik çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Dolayısıyla tedarik zincirinin yeniden şekillendiğini söyleyebiliriz. Ülkeler ve firmalar belki maliyeti biraz daha yüksek olsa bile kendi bölgelerine yakın, ulaşılabilir yerlerden tedariklerini almayı tercih edecek. Burada da ülkemizin lojistik bakımdan avantajı olduğunu ve ihracatçı firmalarımız için yeni fırsatlar oluşacağını öngörüyoruz. Hem kalitemiz, hem uygun fiyatlı ürünlerimiz hem de ulaşım kolaylığı ile rekabette öne çıkacağımıza inanıyorum.
Kimya sektörümüz açısından değerlendirdiğimizde, sektörümüz hammaddelerinde yüzde 70 dışa bağımlı, alt sektörlerimizden plastik hammaddelerinde ise yüzde 82 dışa bağlı durumda. Bu açıdan hammadde ve yarı mamul tedariği sektörümüz için çok önemli. Buna bağlı olarak tedarik süreçlerinin aksamasının bütün sektörleri etkileyeceğini söyleyebiliriz. 
Uzun vadede girdi tedariğinin güvencesi adına ülkemizde üretimi olmayan veya yeterli olmayan kritik hammadde, yarı mamul veya mamullerin tespitlerinin yapılarak, üretimlerine yönelik gerekli teşvik ve destek sağlanması da büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda İKMİB olarak bir çalışma başlattık ve ülkemizde üretilmeyen veya çok az üretilen, yılda 50 milyon dolar ve üzeri ithalatı yapılan kimyasal ürünlerin tespiti üzerine bir rapor hazırlıyoruz. Bu raporumuzu Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi başta olmak üzere Ticaret Bakanlığımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşıyoruz. Yatırım yapmak isteyenlere yol gösterici bir çalışma olacağı kanaatindeyiz. 
 
Kimya sektörü bu süreçte ihracatta hangi modlara yöneldi?
 
Kimya sektörümüz en çok ülke ve bölgeye ihracat yapan sektörler arasında (Türkiye geneli 27 ihracatçı sektör) birinci sırada yer alıyor. Son olarak geçtiğimiz Ekim ayında 209 ülke ve bölgeye yaptığımız kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı ile en çok ülke ve bölgeye ihracat yapan sektör olduk. 16 alt sektörüyle diğer tüm sektörlere hammadde ve yarı mamul veren kimya sektörü olarak pazar çeşitliliğini önemsiyoruz. 
Pandemi döneminde ihracatımızı durdurmadık ve Ticaret Bakanlığımızın önerileri doğrultusunda farklı lojistik kanallarımızı kullanmaya çalıştık. Özellikle bu süreçte demiryolu, hava kargo taşımacılığı ve denizyolu daha fazla öne çıktı. Karayolu taşımacılığında ise tampon bölge oluşturularak temassız ticarete devam edildi ve dış ticaretin devam etmesi adına yeni önlemler alınmaya devam ediliyor.
 
YURTDIŞI LOJİSTİK MERKEZLERİ’NE YAKIN TAKİP 
 
Kimya lojistiğinde gündemde olan konular neler? 
 
Firmaların rekabet güçlerini yükseltebilmeleri için tüm tedarik zinciri süreçlerini koordineli ve planlı yönetmeleri gerekiyor. Tedarik zinciri süreçlerini yönetirken ana hedefimiz, doğru kalitedeki malzeme ve ürünlerin minimum maliyette, zamanında ve güvenli bir şekilde yerinde olmasını sağlamak. 
Diğer taraftan kimya sektörümüz geniş bir ürün yelpazesine ve çeşitli alt sektörlere ayrılan bir yapıya sahip. Bu nedenle her bir alt sektörün gereksinimi olan lojistik faaliyetler de farklılık arz edebiliyor. Örneğin ilaç alt sektörümüz açısından, içinden geçmekte olduğumuz pandemi sürecinden çıkışta önemli bir umut ışığı oluşturan aşıların tedariği ve dağıtımında, yaşamsal öneminden ötürü hız unsuru, özel koşullara sahip olması dolayısıyla saklama ve taşıma gereksinimleri ön plana çıkacaktır.
Yine, kimya sektörümüzün tümü için hammadde ve ara mamul tedariği, yatırıma uygun alanların tespiti, üretilen birçok ürünün çevreye ve insan sağlığına zarar vermemesi için alınacak tedbirler, taşımacılık maliyetlerinin uygun seviyelerde tutulması ve desteklenmesi sektörümüzün faydası açısından gündemimizde yer almaya devam edecektir.  
Ayrıca, bizlerin de yakından takip ettiği, Avrupa Birliği’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde hayata geçireceği “sınırda karbon düzenlemesi” kimya, ulaştırma gibi birçok sektörün sürdürülebilirliğe yönelik gerekli değişiklikleri yapmasını mecburi tutacaktır. 
Diğer yandan Ticaret Bakanlığımız tarafından, Türkiye ihracatının hızlı ve kapsamlı akışını sağlamak, ihracatçıların uluslararası tedarik ve dağıtım zincirlerine hızlı ve maliyet duyarlı olarak nüfuz etmelerini temin etmek ve önemli pazarlardaki ihracat performansımızı istikrarlı kılacak altyapı olanaklarını oluşturmak üzere Yurtdışı Lojistik Merkezleri (YDLM) kurulması çalışmaları devam ediyor. Son olarak yurt dışında faaliyete geçirilen lojistik merkezlere ilişkin giderlerin desteklenmesi kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Kurulacak lojistik merkezler için ihracatçılarımız tarafından hangi sektörlerin ağırlıklı olarak talep edildiği, bu merkezlerde faaliyet göstermeyi öngören firma sayısı, talep edilecek hizmet türleri, ihtiyaç duyulacak alan büyüklükleri ve benzeri taleplerin değerlendirilmesi yapılıyor.
YDLM’lerin, Türk ihraç ürünlerine ilişkin depolama, yükleme ve boşaltma, elleçleme, sevkiyat, yük birleştirme ve bölme benzeri hizmetleri sunan alanlardan oluşması hedefleniyor. Afrika, Amerika, Avrupa, Rusya ve Uzak Doğu’daki stratejik bölgelerde kurulması planlanıyor. 
 
TEHLİKELİ MADDE EĞİTİMİ İÇİN İŞBİRLİĞİ 
 
Kimya sektörüne yönelik lojistik hizmetlerin diğer sektörlere oranla daha hassas bir kategoriye girdiğini vurgulayan İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, özellikle ihracatta yer alan ve çoğu tehlikeli maddeler sınıfına giren ürünlerin numunelerinin iletilmesi kapsamında transfer işlemlerinin sürdürebilmesi için Tehlikeli Maddeler Kuralları (DGR) sertifikası alınması gerektiğine dikkat çekti. Pelister, “İKMİB olarak, ihracatı doğrudan etkileyen, firmaların ihracatını arttırmak için önemli bir süreç olan numune gönderimi ile ilgili yaşanan bu sorunu çözmek amacıyla 2019 yılında, Tehlikeli Maddeler Kuralları (DGR) sertifikası eğitimi konusunda uzman olan Türk Hava Yolları Havacılık Akademisi ve uluslararası tehlikeli madde taşımacılığı konusunda ülkemizde de hizmet veren UPS ile iş birliği yaptık. İKMİB’e üye olan firmalarımızın IATA sertifikası eğitimini almalarını sağladık” dedi. 
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat