UGR, küresel otomotiv lojistiğinde dönüşümü Türkiye merkezli yönetiyor
23/01/2026 - 13:25:00
2025’in şirket için yalnızca operasyonel ve finansal büyümenin değil, küresel otomotiv lojistiğinde konumlarını yeniden tanımladıkları stratejik bir yıl olduğunu vurgulayan United Global Ro-Ro (UGR) CEO’su Tolga Emrah Gezgin, “2026 yılı; UGR’ın küresel ayak izini genişlettiği, Türkiye merkezli lojistik gücünü pekiştirdiği ve entegre, sürdürülebilir çözümlerle büyümesini devam ettirdiği bir dönem olacak” dedi.
HUB-AND-SPOKE MODELİYLE ENTEGRE YAPI
Yıl boyunca devreye alınan hub-and-spoke operasyon modeliyle deep-sea hatların bölgesel feeder ağlarıyla entegre edildiğini belirten Tolga Emrah Gezgin, bu yapı sayesinde OEM’lere uçtan uca, yüksek frekanslı ve tamamen entegre lojistik çözümler sunulduğunu söyledi. Barcelona, Abu Dabi ve Haydarpaşa merkezli bu yapının Türkiye’yi odağına alan güçlü bir dağıtım ve konsolidasyon ağı oluşturduğunu ifade eden Gezgin, söz konusu modelin UGR’ı küresel otomotiv lojistiğinde kritik bir oyuncu konumuna taşıdığını dile getirdi.
FİLO YATIRIMLARI KAPASİTEYİ BÜYÜTTÜ
Filo yatırımlarının 2025 yılında en stratejik odak alanlarından biri olduğunu vurgulayan Gezgin, “Arabian Gulf ve Al Reef dahil olmak üzere toplam 23.800 CEU kapasiteli 4 yeni geminin filomuza katılması, operasyonel esnekliğimizi ve taşıma kapasitemizi önemli ölçüde artırdı. Bununla birlikte UGR Al Samha ve UGR Zakher’in devreye alınmasıyla; yüksek hacimli araç taşımalarında kapasite büyümesini, çevresel sürdürülebilirlikle birlikte ele aldık” dedi.
‘İKİ LİMAN BİR YOL’ PROJESİYLE GÜÇLÜ İVME
Taşıma hacmi tarafında ise özellikle Çin–Türkiye–Avrupa hattında hayata geçirilen “İki Liman Bir Yol” projesinin 2025 yılı boyunca güçlü bir ivme yarattığını belirten Tolga Emrah Gezgin, yıl sonu itibarıyla bu hat üzerinde yıllık 100 bin binek araç taşıma hedefi doğrultusunda ilerlediklerini söyledi.
Türkiye’nin bu stratejik yapının merkezinde konumlanmaya devam ettiğini vurgulayan Gezgin, UGR’ın bölgesel bir operatörden küresel ölçekte entegre çözümler sunan bir lojistik oyuncusuna dönüşümünü somut biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. Gezgin, 2025 yılını şu sözlerle özetledi: “2025 yılı UGR için yalnızca operasyonel ve finansal büyümenin değil; küresel oyunculuk iddiamızın güçlendiği, sürdürülebilirlik ve ölçek ekonomisinin aynı potada birleştiği bir yıl olarak kayda geçti.”
OPERASYON AĞINI AFRİKA’YA TAŞIYACAK
2026 yılına ilişkin stratejik önceliklerini de paylaşan Gezgin, UGR’ın küresel erişimini daha da genişleteceği ve Türkiye’nin lojistik üs rolünü güçlendireceği iddialı ancak gerçekçi bir stratejiyle hazırlandığını belirtti. Yurt dışında Uzak Doğu, Akdeniz ve MEA bölgelerinde oluşturulan operasyonel ağın orta vadede Afrika pazarına taşınmasının hedeflendiğini aktaran Gezgin, “Bu genişleme, yalnızca yeni hatlar açmakla sınırlı olmayan, hub-and-spoke yapımızı yeni pazarlara entegre eden ve OEM’lere daha esnek ticaret koridorları sunan bir büyüme yaklaşımını yansıtıyor” dedi. Gezgin, yurt içinde ise 2026 yılında devreye alınacak yeni feeder rotalarının Türkiye’yi hem bitmiş araç lojistiği hem de FVL ve hacimli taşımalar açısından bölgesinin ana dağıtım ve konsolidasyon merkezi konumuna taşıyacağını söyledi.
TERZİ MODELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAĞI
Hizmet tarafında müşterilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen “terzi modeli” entegre lojistik çözümlere odaklandıklarını belirten Gezgin, PDI hizmetleri, liman içi operasyon yönetimi ile stok ve akış optimizasyonunu kapsayan uçtan uca yapının daha da genişletileceğini dile getirdi. Sürdürülebilirliğin 2026 büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edeceğini vurgulayan Gezgin, LNG tanklı, NOx Tier III uyumlu PCTC yatırımları ile dijital rota ve operasyon optimizasyon projelerinin uzun vadeli sıfır karbon taahhüdünün somut göstergesi olacağını ifade etti. Gezgin, “Özetle 2026 yılı; UGR’ın küresel ayak izini genişlettiği, Türkiye merkezli lojistik gücünü pekiştirdiği ve entegre, sürdürülebilir çözümlerle büyümesini devam ettirdiği bir dönem olacak” dedi.
‘HEDEFİMİZ KÜRESEL STANDARTLARI BELİRLEMEK’
UGR’ın hedefini net bir şekilde ortaya koyan Gezgin, şirketin küresel otomotiv lojistiğinde standartları belirleyen, entegre çözümlerle değer yaratan ve sürdürülebilir büyümeyi merkezine alan bir global oyuncu olmayı hedeflediğini söyledi. “2025 yılında attığımız stratejik adımlar; kapasite, ağ yapısı ve çevreci filo yatırımlarıyla bu vizyonun somut karşılığını oluşturdu” diyen Tolga Emrah Gezgin, 2026 yılına Türkiye’yi merkeze alan büyüme stratejisiyle hazırlandıklarını ve bu yaklaşımın yalnızca UGR için değil, bölgesel ticaret ve sektör adına da önemli bir sıçrama yaratacağına inandıklarını sözlerine ekledi.
TÜRKİYE, OTOMOTİV LOJİSTİĞİNDE BÖLGESEL MERKEZ OLMA EŞİĞİNDE
2026 yılının Türkiye lojistik sektörü açısından hem önemli fırsatların hem de dikkatle yönetilmesi gereken yapısal risklerin bir arada olduğu bir dönem olacağını belirten Tolga Emrah Gezgin, “Türkiye; Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı birbirine bağlayan stratejik konumu sayesinde, özellikle otomotiv ve bitmiş araç lojistiğinde bölgesel bir aktarma ve dağıtım merkezi olma potansiyelini her zamankinden daha güçlü şekilde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde elektrikli araç yatırımlarının hız kazanması, Çinli ve Uzak Doğulu üreticilerin Türkiye üzerinden Avrupa pazarına erişim stratejileri ve Orta Doğu–Akdeniz hattındaki ticaret hacmindeki artış, sektör açısından önemli büyüme alanları yaratıyor. Bu gelişmeler, başta Ro-Ro taşımacılığı, bitmiş araç lojistiği ve entegre liman hizmetleri olmak üzere; yüksek katma değerli lojistik çözümlere olan ihtiyacı artıracak” dedi.
Buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar, maliyet baskıları, regülasyonlar ve sürdürülebilirlik kriterlerinin sektör için temel risk alanları olmaya devam ettiğini vurgulayan Gezgin, şunları aktardı: “Bu dinamik ortamda yalnızca kapasite büyüten değil; aynı zamanda operasyonlarını daha verimli, esnek ve çevreci hale getiren şirketler ayrışacak. Bu çerçevede; çevreci filo yatırımlarına yönelen, dijitalleşmeyi operasyonlarının merkezine alan ve uçtan uca entegre lojistik modelleri geliştiren oyuncuların, 2026 ve sonrasında rekabet avantajı elde edeceğine inanıyoruz. Türkiye lojistik sektörü için önümüzdeki dönemi belirleyecek ana unsur; coğrafi avantajı, sürdürülebilir ve entegre çözümlerle destekleyebilen yapıların öne çıkması olacak.”
