e

E-Ticaretin İkinci Perdesi: Sınırları Aşan Büyüme ve Lojistik Dönüşüm
Emre Ekmekçi- Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı 




emre ekmekçiRakamlara baktığımızda hem işlem hacminde hem de ekosistemdeki oyuncu sayısında geometrik bir artış görüyoruz. Bu tabloyu yaratan ana dinamikleri elbette biliyoruz; genç nüfusun dijital iştahı, yüksek mobil penetrasyon ve fintech çözümlerinin ödeme sistemlerini demokratikleştirmesi... Ancak beni asıl heyecanlandıran, bu büyümenin niteliksel dönüşümü. Pandemi sonrası kalıcı hale gelen dijital alışkanlıklar, rüzgarın geçici olmadığını kanıtladı. Tüketici artık dijitalde "geziniyor" değil, dijitalde "yaşıyor".
 
EKOSİSTEMİN YENİ YÜZÜ: DİKEY PAZARYERLERİ VE REKABET
Sektörde dikkat çeken en önemli değişimlerden biri, "Pazaryeri" kavramının evrimi. Geçmişte sadece her şeyin satıldığı devasa platformları konuşurken, bugün artık yeni, niş ve dikeyde uzmanlaşmış pazaryerlerinin doğuşuna şahitlik ediyoruz. Elektronikten modaya, ev dekorasyonundan endüstriyel ürünlere kadar özelleşmiş platformlar, rekabetin rengini değiştiriyor.
Bu çeşitlilik, sektörü daha dinamik kılıyor. Hem mevcut devlerin büyümesi hem de yeni oyuncuların sahneye çıkması, KOBİ’ler için de büyük fırsat. Pazaryerleri artık birer satış kanalı olmanın ötesinde, KOBİ’leri dijitalleştiren, onlara finansman ve lojistik desteği sağlayan birer "kuluçka merkezi" gibi çalışıyor.
 
TÜKETİCİ ARTIK SADECE "ÜRÜN" ALMIYOR
Geldiğimiz noktada e-ticaretin kuralları yeniden yazılıyor. Tüketici bugün yalnızca bir ürünü satın almıyor; o ürüne ulaşma hikayesini, yani uçtan uca bir deneyimi satın alıyor. "Ürünü sepete attım, bitti" devri kapandı. Teslimat hızı, iade süreçlerinin ne kadar sancısız olduğu, fiyat şeffaflığı ve iletişim dili... Bunlar artık rekabetin "olmazsa olmaz" hijyen faktörleri.
Bu beklenti seti, şirketleri depolamadan teslimata, müşteri hizmetlerinden iade yönetimine kadar tüm süreçleri "ayrı departmanlar" olarak değil, veri odaklı ve entegre bir "bütüncül operasyon" olarak görmeye zorluyor.
 
KRİTİK TERAZİ: HIZ VE MALİYET DENGESİ
İşin lojistik tarafı ise tam bir strateji sahası. Lojistik artık e-ticaretin arka planında kalan o sessiz destek birimi değil; oyunun kaderini belirleyen stratejik bir unsur. Teslimat süresi, neredeyse ürünün markası kadar önemli bir tercih sebebi. Ancak burada sektörün yüzleşmesi gereken, üzerine basarak söylediğim bir gerçek var: Hız, maliyetlidir.
Eğer yüksek hız; doğru planlama, teknoloji kullanımı (yapay zeka destekli rota optimizasyonu gibi) ve ölçek ekonomisiyle desteklenmezse, o çok övündüğümüz "hız", günün sonunda kârlılığı yiyip bitiren bir canavara dönüşebilir. Bu nedenle akıllı rota planlaması, talep tahmini ve esnek teslimat modelleri, şirketlerin sürdürülebilirliği için kritik önem taşıyor.
 
E-TİCARET VE LOJİSTİK: ‘ETLE TIRNAK’ AMA SORUNSUZ DEĞİL
E-ticaret ve lojistik arasındaki ilişkiyi "simbiyotik" olarak tanımlayabiliriz; birbirlerini sürekli besliyorlar. E-ticaret büyüdükçe lojistik yeni kaslar (randevulu teslimat, kapıda ödeme gibi) geliştiriyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, bu bağ henüz ideal seviyede değil. Sektördeki parçalı yapı, ortak standartların eksikliği ve veri entegrasyonundaki zorluklar hala masamızda duran yapısal sorunlar. Daha güçlü iş birlikleri ve ortak teknolojik diller geliştirmek zorundayız.
 
ŞEHİRLERİN LOJİSTİĞİ VE ‘SON MİL’ ÇIKMAZI
Operasyonun en karmaşık ve en maliyetli düğümü olan "son mil" (last mile) teslimat, İstanbul gibi metropollerde artık sadece bir lojistik işi değil, bir şehir planlama meselesidir. Türkiye’de bu alanda müthiş bir girişimcilik ruhu var; mikro dağıtım merkezleri, esnaf teslimat noktaları ve elektrikli araç filoları hızla yayılıyor. Fakat şehir içi altyapı, trafik ve mevzuat gibi engelleri aşmak için sadece şirketlerin çabası yetmez. Yerel yönetimlerle el sıkışmamız, ortak altyapı yatırımları yapmamız ve çevreci çözümleri şehirlere entegre etmemiz şart.
 
YENİ BÜYÜME MOTORUMUZ: E-İHRACAT
Gelecek projeksiyonumuzda ise "iç pazar" artık tek odak noktamız olmamalı. Türk e-ticaret sektörünün yeni kaldıraç noktası, kesinlikle E-İhracattır. Türkiye’nin üretim gücünü, coğrafi avantajını ve lojistik yetkinliğini kullanarak, KOBİ’lerimizi sınır ötesi ticarete (Cross-border) taşımak zorundayız.
Bugün bir pazaryeri üzerinden, Anadolu’daki yerel bir üreticinin ürününü, tek bir tuşla Avrupa’daki veya Orta Doğu’daki bir müşterinin kapısına bırakabiliyorsak, oyun değişmiş demektir. E-ihracat, hem döviz girdisi açısından ülke ekonomisine can suyu olacak hem de Türk markalarının globalleşme yolculuğunu hızlandıracaktır. Önümüzdeki dönemde büyüme hikayesi, yerel hacimden ziyade bu global açılımlar üzerinden yazılacak.
 
GELECEK 5 YIL VE ETİD’İN VİZYONU
Önümüzdeki 3-5 yılda sektörün ajandasında üç ana başlık parlıyor: Teknoloji, Sürdürülebilirlik ve Regülasyon. Yapay zeka ve otomasyon artık lüks değil. Sürdürülebilirlik ise Avrupa Yeşil Mutabakatı kapıdayken ticari bir zorunluluk. Ayrıca sektörde konsolidasyon eğilimlerinin artacağını, daha güçlü ve entegre oyuncuların öne çıkacağını öngörüyoruz.
Biz ETİD olarak bu dönüşümün tam merkezindeyiz. Temel önceliğimiz, e-ticaret ekosisteminin sağlıklı ve sürdürülebilir büyümesini desteklemek.
•Regülasyon: Kamunun karar alma süreçlerinde sektörün sesi olmaya,
•İş Birliği: Lojistik ve e-ticaret arasındaki kopuklukları gidermeye,
•Eğitim: Sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmaya ve veri standartlarında "ortak aklı" üretmeye odaklanacağız.
Özetle; Türkiye e-ticaret ekosistemi potansiyelini ispatladı. Şimdi bu potansiyeli küresel bir güce dönüştürme zamanı. Başarı artık sadece ciro artışıyla değil; verimlilik, müşteri memnuniyeti ve yaratılan katma değerle ölçülecek.



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat