e

HepsiJET, e-ticaret deneyimini HepsiJET PRO ile B2B’ye taşıdı
Yeni nesil teslimat çözümleriyle büyümesini sürdüren HepsiJET, yeni çözümü HepsiJET PRO ile B2B pazarına giriş yaptı. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, mağaza, depo, tedarikçi ve iş ortakları arasındaki tüm sevkiyat süreçlerini kapsayan bu modelle, firmaların kurumsal lojistik operasyonlarında verimlilik ve sürdürülebilirliği artırmayı hedeflediklerini söyledi.




hepsijetHepsiburada dışındaki müşterilerinin toplam taşıma hacmindeki payını artırmaya devam eden HepsiJET, markaların mağaza, depo, tedarikçi ve iş ortakları arasındaki sevkiyatlarını tek bir entegre yapı ile yönetmeyi amaçlayan HepsiJET PRO hizmetini devreye aldı. Gelişmiş takip altyapısıyla uçtan uca görünürlük sağlayan hizmet, operasyonel kontrolü güçlendirirken maliyet avantajı ve çevik bir lojistik yapı sunmayı hedefliyor. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, “Dönüşüm vizyonumuzun en somut yansımalarından biri olan HepsiJET PRO ile amacımız, perakende başta olmak üzere farklı sektörlerdeki şirketlerin lojistik ihtiyaçlarına teknoloji destekli ve esnek çözümler sunmak” dedi.
 
81 İLDE HIZ VE KONTROL ODAKLI TESLİMAT DENEYİMİ
HepsiJET, e-ticaret lojistiğinde güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı. HepsiJET bugün kargo ve lojistik sektörü içinde nasıl bir konumda yer alıyor?
 
Bugün Türkiye’nin 81 iline yayılan operasyon ağımız, 5 bini aşkın taşımacımız ve 50’den fazla özmal filo aracımızla; yenilikçiliği ve müşteri deneyimini işinin merkezine alan bir lojistik oyuncusu olarak konumlanıyoruz.
E-ticaretin hız kazandığı, beklentilerin deneyimi belirlediği bu yeni dönemde, değişimi tanımlayan tarafta yer alıyoruz. Aynı gün teslimattan randevulu teslimat ve iadeye, tahsilatlı gönderiden XL taşıma çözümlerine kadar uzanan hizmet portföyümüzle müşterilerimize standart bir teslimat deneyiminin ötesinde, zaman ve kontrol kazandırıyoruz.
81 ilde sunduğumuz Pazar Günü teslimat hizmeti ise operasyonel gücümüzü müşteri ihtiyaçlarıyla buluşturan ve sektörde net bir ayrışma yaratan uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Canlı Takip özelliğimiz sayesinde kullanıcılar, gönderilerinin her adımını anlık olarak izleyebiliyor, bu da teslimat sürecini belirsizlikten arındırarak şeffaf ve güvene dayalı bir deneyime dönüştürüyor. Öte yandan Kapıda Nakit Ödeme hizmetini 500’e yakın e-ticaret ve perakende firmasıyla yaptığımız iş birliğiyle sürdürüyoruz. Müşteriler, Kapıda Nakit Ödeme seçeneği kapsamında popüler platformlardan verdikleri siparişlerde yararlanabiliyor. Bu hizmet sayesinde alışveriş deneyimi zenginleşirken, ödeme süreci de daha esnek hale geliyor.
 
OPERASYONEL ALTYAPI HEPSİJET PRO İLE B2B’YE YANSIYOR
Bu deneyim, sizi B2B lojistik tarafında HepsiJET PRO’yu hayata geçirmeye nasıl yönlendirdi? Bu hizmetin detaylarını ve sunduğu avantajları aktarır mısınız?
 
Güçlü operasyonel altyapı ve müşteri deneyimi odağımız, HepsiJET’in e-ticaret teslimatlarının yanı sıra daha karmaşık, daha yüksek hacimli ve süreklilik gerektiren B2B lojistik ihtiyaçlarında da aynı standartta değer yaratabileceğini bize gösterdi. Bugün Hepsiburada platformu dışındaki müşterilerimizin, toplam taşıma hacmimiz içindeki payı yüzde 43 seviyesine ulaşmış durumda. Yaklaşık 3 bin 500 aktif dış müşteriyle çalışıyor olmamız, HepsiJET’in yalnızca bir platform içi operasyon gücü olmaktan çıkıp ekosisteminin ötesinde de tercih edilen güvenilir bir lojistik çözüm ortağına dönüştüğünü net biçimde ortaya koyuyor.
Markaların depo, mağaza, tedarikçi ve iş ortakları arasındaki sevkiyat süreçlerinde hız, görünürlük ve maliyet avantajını aynı anda talep ettiği bu yeni dönemde; sahada edindiğimiz operasyonel kaslar, doğal olarak HepsiJET PRO’nun temelini oluşturdu. Böylece e-ticaret lojistiğinde kanıtladığımız engin deneyimi, B2B dünyasının dinamiklerine uyarlayarak uçtan uca bir lojistik çözümüne dönüştürdük.
HepsiJET PRO ile firmalar, gelişmiş takip altyapısı sayesinde gönderiler, çıkış noktasından teslimata kadar tüm aşamalarda anlık olarak izleyebiliyor. Bu da operasyonlara görünürlük, planlamaya ise net kontrol kazandırıyor.
Yalnızca mağaza–depo transferleriyle sınırlı kalmayan, markaların tedarikçileri ve iş ortakları arasındaki tüm sevkiyat trafiğini de yöneten bu model, perakende oyuncularına kendi lojistik filolarını kurma ihtiyacını azaltırken, aynı anda hem maliyet avantajı hem de operasyonel çeviklik getiriyor. Bu da tabii ki çevresel sürdürülebilirliğe önemli ölçüde katkı sağlıyor. Bu sayede araç kullanım verimliliği artıyor ve karbon ayak izi düşürülüyor. Dolayısıyla HepsiJET PRO, firmalara maliyet ve hız avantajının yanı sıra aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu, daha çevreci bir lojistik modeli sunuyor.
 
‘DÖNÜŞÜMÜN TAM MERKEZİNDE YER ALIYORUZ’
HepsiJET PRO’nun, HepsiJET’in konumlandırmasını orta ve uzun vadede nasıl güçlendirmesini bekliyorsunuz?
 
Bugün e-ticaret firmaları, bir taşıyıcıdan yalnızca standart bir teslimat hizmeti beklemiyor; işini büyüten, operasyonlarını sadeleştiren ve müşteri deneyimini zenginleştiren gerçek bir çözüm ortağı arayışında. Hız, esneklik ve görünürlük artık temel beklentiler arasında yer alırken; teslimatın zamanlamasından iade süreçlerine, iletişim kalitesinden teknoloji altyapısına kadar her temas noktası markanın müşteriyle kurduğu ilişkinin kilit bir parçası haline geldi. Bu nedenle lojistik, e-ticaret oyuncuları için operasyonel bir gerekliliğin ötesinde, rekabet avantajı yaratan stratejik bir alan olarak konumlanıyor.
Amacımız, tüketiciye alışveriş yolculuğunun en kritik anında maksimum memnuniyet sunarken, markalar için de uzun vadeli değer yaratan bir iş ortağı olmak. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de lojistik rekabetinin hız, deneyim ve sürdürülebilirlik ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz ve HepsiJET olarak bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyoruz.
 
2026 yılına baktığınızda; HepsiJET PRO özelinde pazar payı, müşteri profili ve hizmet kapsamı açısından nasıl hedefleriniz bulunuyor?
 
HepsiJET PRO ile amacımız, perakende devlerinin ve kurumsal markaların lojistik süreçlerini yürütürken, onları daha yalın, daha yönetilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak.  HepsiJET PRO, HepsiJET’in dönüşüm vizyonunun en somut çıktılarından biri olarak; perakende başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin değişen lojistik ihtiyaçlarına teknoloji destekli, ölçeklenebilir ve esnek çözümler sunmayı hedefliyor. 
Gerçek zamanlı veri ve dijital entegrasyonlar vasıtasıyla operasyonel karmaşıklığı azaltan bu yapı sayesinde markalar, lojistiği bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp müşteri deneyimini güçlendiren ve rekabet avantajı yaratan stratejik bir değer alanı olarak konumlandırabiliyor.
 
OTOMASYON VE ELEKTRİKLİ ARAÇLARLA OPERASYONEL VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR
Önümüzdeki döneme baktığınızda, lojistik, depolama ve dağıtım alanında HepsiJET’in gündeminde hangi başlıklar ve yatırımlar öne çıkıyor?
 
Bugün Türkiye genelinde 21 transfer merkezi ve 250 şubeden oluşan yaygın ağımızla operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Bu ağı sürekli genişletirken, transfer merkezlerimizi ve şubelerimizi otomasyon, veri analitiği ve akıllı operasyon sistemleriyle dönüştürüyoruz. Böylece hız, doğruluk ve ölçeklenebilirliği aynı anda mümkün kılan bir lojistik altyapısı inşa ediyoruz. Bu dönüşümün en güncel örneklerinden biri, İstanbul Kıraç’ta devreye aldığımız 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yeni transfer merkezimiz. Kıraç Transfer Merkezi’nde, ürünlerin bant üzerinde otomatik olarak tekilleştirilmesini sağlayan Singulator sistemi ile yüksek kapasiteye sahip Cross-Belt Sorter teknolojisini ilk kez birlikte kullanıyoruz. Günlük 400 bin paket işleme kapasitesine ulaşan tesis, bu yönüyle HepsiJET’in bugüne kadar hayata geçirdiği en yüksek kapasiteli operasyon noktası olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda diğer tesislerde manuel olarak yapılan tüm okutma ve ayrıştırma süreçlerinin bu merkezde tamamen sistemler üzerinden otomatik biçimde gerçekleştirilmesi, operasyonel hataları azaltırken hız ve izlenebilirliği de önemli ölçüde artırıyor.
Çevreye duyarlı hizmet anlayışımızın somut bir göstergesi olarak, başlangıçta 24 araçla devreye aldığımız elektrikli araç filomuzu bugün 125 araca ulaştırdık, bu sayı bu sene daha da artacak. Bu yatırımla birlikte operasyonlarımızda kilometre başına karbon emisyonunu sistematik olarak azaltmayı, daha temiz ve daha sürdürülebilir bir dağıtım modeli oluşturmayı hedefliyoruz. Elektrikli araçları uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejimizin temel yapı taşlarından biri olarak konumlandırıyoruz.
Orta ve uzun vadede hedefimiz; ülke genelinde teslimat sürelerini daha da kısaltan, özellikle kampanya dönemlerinde kapasitesini esnek biçimde yönetebilen ve operasyonel verimliliği artırırken çevresel etkisini minimize eden bir yapı oluşturmak. Otomasyon sayesinde daha az enerji tüketen, daha az hataya açık ve daha az karbon salımı üreten bir model çerçevesinde, büyümeyi sürdürülebilirlik perspektifiyle birlikte ele alıyoruz.
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat